Şilan Tank

Toplumsal cinsiyetin sömürgeselliği (coloniality of gender), Avrupa sömürgeciliğinin Avrupa merkezli toplumsal cinsiyet yapılarını yerli halklara nasıl dayattığını ve sömürge öncesi toplumsal ilişkileri nasıl yeniden düzenlediğini açıklamak için kullanılan bir kavramdır. Bu perspektifin geçmişi, Oyéronké Oyewùmí’nin (1997) Yoruba toplumu, Paula Gunn Allen’ın (1992) Amerikan yerli toplumları üzerinde yaptığı çalışmalara uzansa da ilk kayda değer kavramsallaştırma Arjantinli filozof Maria Lugones tarafından yapılmıştır (Connell, 2015: 53). Maria Lugones (2008) “Toplumsal Cinsiyetin Sömürgeselliği” başlıklı makalede Kimberlé Crenshaw’un kesişimsellik kavramını, Anibal Quijano’nun “iktidarın sömürgeselliği” teorisiyle birlikte incelemiş, kavramın eksiklerini ortaya koyup kendi teorisini geliştirmiştir.

Lugones (2014), Crenshaw’ın teorisinin ırk ve toplumsal cinsiyetin ayrı kategoriler olduğunu varsayarak bir tür tuzağa düştüğünü iddia eder. Ona göre, ırk ve toplumsal cinsiyet birbirinden ayrı düşünülebilecek baskı kategorileri değildir. Bunlar birbirlerinden ayrılamayacak şekilde insanların varoluşlarına nüfuz etmiştir. Lugones, sömürgecilikle birlikte kurulan hiyerarşileri analiz eder. Toplumsal cinsiyet sistemi, Avrupalı kadınları Avrupalı erkeklerden daha aşağı bir pozisyona getirir; ancak Avrupalı kadınlar yine de “insan” olarak kabul edilirler. Oysa aynı sistem sömürgeleştirilenleri dişi veya erkek olarak cinsiyetlendirerek onlara insan- dışı varlıklarmışçasına muamele eder. Toplumsal cinsiyet sistemi, işte bu şekilde medeni-barbar ayrımını inşa eder (Mendoza, 2015: 116- 117’den aktaran Lugones, 2010). Lugones’e göre ırk ve ırksallaştırma nasıl sömürgecilikle birlikte ortaya çıktıysa toplumsal cinsiyet de sömürgeciliğe içkindir; yani kategorinin kendisi başlı başına sömürgeci bir dayatmadır. Toplumsal cinsiyeti nötr bir kavram olarak alıp hiç sorgulamadan benimsemek, beyaz olmayan kadınların güç ilişkilerini anlamalarını zorlaştırır (Lugones, 2019:34). Bu yüzden Lugones “toplumsal cinsiyeti” kasten “sömürgesellik”le birlikte dile getirir.

Bunun yanında, Lugones ve Oyewùmí sömürge öncesi toplumlarda hâkim olan ilişkileri inceleyerek toplumsal cinsiyetin sömürgecilikle ortaya çıktığını, yani onu öncelemediğini göstermeye çalışırlar. Lugones (2008:7) bu toplumların interseksliği tanıdığını, interseksleri ikili cinsiyet sistemine, yani kadınlık veya erkekliğe asimile etmediğini özellikle vurgular. Oyewùmí ise Yoruba toplumunda kadının biyoloji üzerinden (penise sahip olmamak vs.) ya da erkekle olan ilişkisi üzerinden tarif edilmediğini, anatomi üzerinden anlam kazanan ve her durumda erkeğin tahakkümü altında tahayyül edilen bir kadınlığın patriyarkal sömürgeci devletin bir dayatması olduğunu iddia eder (Lugones, 2008:8). Oyewùmí (2002) ayrıca Yoruba ailesinin toplumsal cinsiyete göre değil yaşa göre organize edildiğini, yani aile içi hiyerarşinin kıdeme göre belirlendiğini söyleyerek Batılı feministlerin heteroseksüel çekirdek aileyi evrensel bir kurum olarak ele almalarını eleştirir. Böylelikle sömürge öncesi toplumsal ilişkilerin farkını göstermeye çalışırlar.

Ancak, bu perspektif pek çok açıdan sıkıntılı bulunmuş, ciddi eleştiriler almıştır. Örneğin, Gunn Allen özcü olmakla (Rodrigues, 2022:8); Oyěwùmí ise Rita L. Segato tarafından yerlicilik yapmakla eleştirilmiştir (Segato, 2001). Kavramı eleştirenler, toplumsal cinsiyetin sömürgeci bir yapı olmadığını, sömürge toplumlarda önceden de var olduğunu savunmuşlar (Segato, 2022: 58; Paredes, 2013: 71-72). Segato (2022: 59) tarihsel ve etnografik delillere dayanarak Amerikan yerli kabilelerinde, Afrika ve Yeni Gine topluluklarında toplumsal cinsiyete dayalı tabirlerin olduğunu söyler. Bu tarihi ve etnografik veriler modern toplumsal cinsiyet ilişkilerine benzer hiyerarşilerin, yani cinsiyet ikiliklerinin kabilelerde de olduğuna işaret eder (Segato, 2022: 59). Bu, patriyarkanın “düşük yoğunluklu” bir biçimidir ve “yüksek yoğunluklu” sömürgeci patriyarkayı önceler (Segato, 2022:66). Rivera Cusicanqui ve Julieta Paredes benzer itirazlarda bulunurlar (Mendoza, 2015:116,118). Ayrıca Paredes (2013:71,72), günümüzde kadınların içinde bulunduğu durumu anlamak açısından toplumsal cinsiyetten daha elverişli bir kavram olmadığını, kavramı sömürgeci anlamlarından arındırıp geri kazanmak gerektiğini söyler.

Mendoza’nın dediği gibi (2015:118), toplumsal cinsiyetin sömürgeci bir yapı mı yoksa “atalardan” kalma mı olduğu sorusu sahte bir ikilem yaratır. Sonuçta bu düşünürler, Avrupa cinsiyet sisteminin yerli, köleleştirilmiş ve yoksul Mestizo kadınlar için ölümcül olabilecek hiyerarşiler yarattığı konusunda Lugones’le ortaklaşmaktadırlar. Onlar, toplumsal cinsiyetin sömürgeselliği kavramını eleştirmiş, ama aynı zamanda bu vesileyle kendi kavramlarını geliştirmişlerdir. Segato’nun “düşük yoğunluklu patriyarka” kavramı, Paredes’in sömürge öncesi ve Batı ataerkilliği arasındaki tarihsel bağı ifade eden “patriyarkal kesişim” kavramı bunun tezahürüdür.

Türkiye’ye baktığımızda ise, feminist literatüre daha çok postkolonyal çalışmalar ve kesişimsellik hâkim denilebilir. Ancak son zamanlarda sömürgesellik kavramı Kürt çalışmalarında yer bulmaya başladı.[1] Jineoloji Akademisi’nin yayınlarında sömürgesellik temel teorik çerçeve olarak kullanılmamıştır. Ancak Jineoloji Dergisi yazarları kapitalist modernitenin ve ulus-devletin kadınların varlığını yok saydığını ve onları köleleştirdiğini, kadın mücadelesinin toplumun topyekûn özgürleşmesinin yolunu açacağını dile getirirler. Bunun yanında Jineoloji başlı başına dekolonyal bir tasavvurdur. Ayrıca, feminist akademisyenlerden B. Çavlan Erengezgin’in sömürgesellik yaklaşımına katkı yaptığını söyleyebiliriz. Erengezgin doktora tezinde (2021), Kürt kadınların etnik kimlikleri dolayısıyla Türk kadınlarından farklı biçimlerde şiddete uğradıklarına, patriyarkanın ırkçı boyutuna dikkat çeker. Jineolojiyi yerli (indigenous) bilgi üretimi olarak ele alan Erengezgin (2021:123-125), jineolojiden beslenen Kürt Kadın Hareketi’nin bir mücadele stratejisi olarak sömürge öncesi anaerkil, komünal toplum düzenini yeniden canlandırmak istediğini söyler. Kürt kadınlarını ve Kürt feminizmini sömürgesellik üzerinden ele alan çalışmaların sayısı hala sınırlı olsa da özellikle Dekolonyalite Okulu’ndan çeviriler yapan Kürd Araştırmaları Dergisi’nin katkılarıyla bu sayı gelecekte artacaktır.

 

 

Kaynakça:

Connell, R. (2015). “Meeting at the edge of fear: Theory on a world scale.” In Feminist Theory Vol. 16, Issue 1, pp. 49–66. SAGE Publications. https://doi.org/10.1177/1464700114562531

Erengezgin, B. C. (2021). Coloniality and solidarity : An intersectional study of the relationship between the Turkish feminist movement and the Kurdish women’s movement since the 1980s (T). University of British Columbia. https://open.library.ubc.ca/collections/ubctheses/24/items/1.0398218

Gunn Allen, P. ([1986] 1992). The Sacred Hoop. Recovering the Feminine in American Indian Traditions. Boston: Beacon Press.

Lugones, M. (2008). “The coloniality of gender”. Worlds & Knowledges Otherwise, 2, 1–17.Spring.

Lugones, M. (2010). “Towards a Descolonial Feminism.” Hypatia 25(4) (Fall): 742–759.

Lugones, M. (2014). “Radical multiculturalism and women of color feminisms”. Journal for Culture and Religious Theory 13 (1): 68–80.

Lugones, M. (2019). Revisiting Gender. Oxford: Oxford University Press. https://doi.org/10.1093/oso/9780190062965.003.0003

Mendoza, B. (2015). Coloniality of Gender and Power. In L. Disch & M. Hawkesworth (Eds.), Oxford Handbooks Online. Oxford University Press. https://doi.org/10.1093/oxfordhb/9780199328581.013.6

Oyewumi O. (2002). “Conceptualizing gender: the eurocentric foundations of feminist concepts and the challenge of African epistemologies”. JENdA. 2:1–5.

Oyewumi, O. (1997). The invention of women: Making an African sense of western gender discourses. Minneapolis: University of Minnesota Press.

Paredes, J. & Mujeres Creando Comunidad (2013). Hilando fino desde el feminismo comunitário Primera edición en México ed. México: El Rebozo https://sjlatinoamerica.files.wordpress.com/2013/06/paredes-julieta-hilando-fino-desde-el-feminismo-comunitario.pdf

Rodrigues, L. (2022). Decolonial Feminism: María Lugones’ influences and contributions. Estudos Feministas30 (1), 1–14. https://www.jstor.org/stable/48663169

Segato, R. L. (2001). The Factor of Gender in the Yoruba Transnational Religious World (Vol. 289, Ser. Série Antropologia). Brasília: Universidade de Brasília. Departamento de Antropología. http://pds25.egloos.com/pds/201211/26/71/Serie289empdf.pdf

Segato, R. L. (2022). The Critique of Coloniality: Eight Essays (R. McGlazer, Trans.). London: Routledge.

 

 

[1] Nurdan Şarman ve Dicle Arslan, 2021’de Lugones’in “Heterosexualism and the Colonial/Modern Gender System” makalesini “Heteroseksüellik ve Kolonyal/ Modern Toplumsal Cinsiyet Sistemi” başlığıyla ilk kez Türkçeye çevirmişlerdir: https://kurdarastirmalari.com/yazi-detay-oku-157 Şarman, çeviriye yazdığı önsözde Lugones’in toplumsal cinsiyet sömürgeselliği teorisini kapsamlı bir biçimde açıklamıştır.

Dekolonyal feminizm bağlamında ise Türkiye’deki Kürtler üzerine literatür için ayrıca bkz. Popa, B. and Sandal, H. (2019) ‘Decolonial Queer Politics and LGBT+ Activism in Romania and Turkey’ Oxford Research Encyclopedia of Politics., Al-Ali, N., & Käser, I. (2022). Beyond Feminism? Jineolojî and the Kurdish Women’s Freedom Movement. Politics & Gender, 18(1), 212-243. doi:10.1017/S1743923X20000501, Özgen, A. (2022). Ruins, Ruination, and Counter-Memory in Kurdish Women’s Art. Feminist Media Histories. https://doi.org/10.1525/fmh.2022.8.1.16

 

 

Yayınlanma Tarihi: 24.07.2023

 

Leave a Reply