Jineolojî, Kürtçe kadın (jin) ve Latince bilim (lojî) kelimeleriyle oluşturulan özgün bir kavramdır. Türkçe çevirisi “kadın bilimi”dir. İlk defa 2008 yılında Abdullah Öcalan tarafından Özgürlük Sosyolojisi kitabında kullanılmıştır.

Etimolojik kökeninde jin ve jiyan (yaşam) kelimelerini barındırması, jineolojî kavramının, kadın, yaşam ve bilim arasındaki katmanlı ilişkiyi kapsadığını gösterir. Bu okumayla jineolojî kavramının, bilimin kadın-toplum-yaşam-doğa bağı esas alınarak yeniden yapılandırılması ve anlamlandırılmasına işaret edişi ve pozitivist bilim eleştirisi belirginleşir.  Kavramsal olarak karşılığının “kadın bilimi” olmasıyla birlikte, kuramsal okumalarda “yaşam bilimi”, “toplum bilimi”, “eş yaşamın bilimi”, “demokratik modernitenin dayandığı bilgi yapılanmalarını açığa çıkaran bilim” şeklinde kapsamlı tanımlamaları da karşılamaktadır.

Jineolojî, erkek egemen tahakküm ilişkileri üzerine yükselen sömürü sistemini, iktidar merkezli yaşam anlayışını çözümlemeyi amaçlar. Kadın kimliğini biyolojinin ötesinde sosyolojik, tarihsel, diyalektik varoluşuyla tanımlayarak, “sosyolojinin özü”, “özne-nesne toplamı”, “ilk ve son sömürge” olarak ele alır. Başta sosyal bilimler olmak üzere kadından, yaşamdan kopan bilimsel paradigmanın yol açtığı krizlere işaret ederek, “eş yaşamın, özellikle de kadın etrafında geliştirilecek bilimin, doğru sosyolojiye atılacak ilk adım” (Öcalan, 2015) olacağını söyler. Çünkü kadın kimliği bir cins olmanın ötesinde çok kapsamlı ekonomik, sosyal ve siyasal boyutlara sahiptir. Bu açıdan kadın doğasının aydınlanması aynı zamanda toplum doğasının da aydınlanmasını beraberinde getirecektir (Editörya, 2016) Dolayısıyla jineolojî, kadın bilimi olduğu kadar toplum bilimidir de. Doğa bilimleri, insan bilimleri, sosyal bilimler olarak çizilen sınırları sorgulayarak, her bilimin sosyal olduğunu hatırlatır jineolojî. Tarihsel ve güncel olarak toplumsallık en fazla kadın etrafında şekillendiği için, ancak kadın etrafında geliştirilecek bilimin, erkek egemen iktidar sistemlerinin etkisinden çıkarak toplumsallaşacağını savunur.

Jineolojî kadının bu potansiyelini gerçekleştirmesinin bilimsel, felsefi, sanatsal, eylemsel, örgütsel yapılanmalar oluşturmasıyla mümkün olabileceğinden yola çıkarak, bilimsel bakışı kadın özgürlük mücadelesinin bir parçası olarak görür. Jineolojî; toplumsal yaşamda ve kadın kimliği ve kadın-erkek, insan-doğa ilişkilerinde kördüğüm haline gelen sorunları tahlil etmeyi ve çözmeyi esas alır. Toplumsal sorunlara çözüm geliştirme sorumluluğu olan sosyal bilime, kadının tarihsel-toplumsal varlığını parçalamadan, kadını nesneleştirmeden, yaşamla, doğayla ilişkiselliği içinde ele alma sorumluluğunu hatırlatır (Akarsel, 2016).

Oysa radikal eleştirinin radikal politikasını geliştirmede parçalı yaklaşımlar öne çıkmıştır. Farklı bilim disiplinlerinde kadına ilişkin belli araştırma ve tezler geliştirilse de kadının bir varlık olarak bütünlüklü ele alınmaması, kadın çalışmaları bölümlerinin giderek ehlileştirilmesine ya da kadınlarla ilgili çalışmaların bu bölümlere sıkıştırılmasına neden olmuştur (Mohanty, 2010). Bu durum jineolojîyi güncel bir ihtiyaç haline getirmektedir. Özcesi, jineolojî sosyal bilimlerin bir disiplin olarak kadın bilimini geliştiremediği eleştirisiyle çıkış yapmıştır (Öcalan, 2009).

Kadının salt “mağdur” bir kimlik olarak değil, toplumsallığın kurucu öznesi, olumlayıcı, yaratıcı potansiyeli ve gerçekliğiyle bilimsel alanın konusu ve öznesi olarak ele alınması jineolojînin temel ilkelerindendir. Özgürlük Sosyolojisi’nde (Öcalan, 2009) ortaya konan yöntem-bilimi ve yorum sanatı, jineolojînin epistemolojik inşasında dayanılan başat yöntemlerdendir. Yaşam farkındalığını ve özgürlük seçeneklerini çoğaltmak ve geliştirmek, bu yöntemin politikasını oluşturur. Özne-nesne ayrımına dayalı tüm ikiliklerin aşılmasını ve duygusal zeka ile analitik zekanın dengeli birlikteliğine dayanan bir bütünselliği öneren, diğer taraftan mutlak evrenselciliği aşan bir yöntembilim anlayışı, feminist epistemolojinin eleştirileri ile de açığa çıkmıştır (Athenas, 2016; Barın, 2016). Jineolojî, yöntemlerini geliştirirken feminist külliyattan yararlandığı kadar, sınıf mücadelelerinden ulusal kurtuluş mücadelelerine, ekolojik mücadelelere kadar sistem karşıtı güçlerin oluşturduğu külliyattan da yararlanır.

“Ortadoğu, tanrıçalık kültürünün yaratıldığı ilk mekân olduğu gibi kadınların inkârı, katledilmesi ve yabancılaştırılması temelinde bu kültürün yıkıldığı ilk mekân da olmuştur. Bu, ilk toplumsal sorun olan kadın sorununa yol açan yıkımdır” (Akarsel, 2020). Jineolojî bu tespitten yola çıkarak, “kaybedileni, kaybedilen yerde aramayı”, etik ve politik bir tutum olarak ele alır. Feminist hareketler, ulusal kurtuluş mücadelelerinde yer alan direnişçi kadınlar, gerilla kadınlar, toplumsal muhalefet hareketlerinde yer alan kadın örgütleri ve kadın kimlikleri jineolojînin bağ kurduğu, beslendiği damarlardır. Ancak bununla birlikte Kürdistan özgürlük mücadelesinin, Rojava kadın devriminin anlamsal ve yapısal birikimi incelenmeksizin, jineolojînin özgünlüğünün tartışılması yetersiz kalır (Mirkan, 2016).

Jineolojî, ortaya çıkışı açısından feminist hareketi, sistem karşıtı radikal hareketlerin başında görmekte; kazanımlarını miras olarak tanımlamaktadır.  Jineoloji, feminizmin mevcut haliyle pozitivizm ve kapitalist modernite karşısında yaşadığı tıkanmanın aşılması sorumluluğunu üstlenir. Bu sebeple parçalı düşünce ve pratiklerinin bütünlüklü bir anlamlandırmaya kavuşturulması, yerel kültürlere ve özgünlüklere eğilen özgürlükçü ve sistem karşıtı damarının güçlendirilmesi, tüm bunlar için de iktidar eksenli, devletçi bilgi yapılanmalarından koparak, kadın eksenli bilgi yapılanmalarına ulaşılması gerektiğini savunmaktadır. Jineoloji demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü perspektifle gerçekleştirilecek bir örgütlenmenin ve toplumsal inşanın üstten değil ancak tabandan sağlanabileceğini ve bu yöntemin iktidar yöntemleriyle benzer olarak ele alınamayacağını söyleyerek, tüm kimliklerin bir üst inşa olduğunu söyleyen kimi feminist yaklaşımları eleştirir.

Jineolojî 2011 yılından itibaren tartışılmaya başlanmıştır. 2015 yılında gerçekleştirilen 1. Konferansında Jineolojî Akademisi’nin örgütlenmesi kararlaştırılmıştır. Kadınların bilgileriyle buluşmak amacıyla dünyanın birçok yerinde seminerlerden konferanslara, kamplardan atölyelere birçok çalışma yürütüldüğü gibi; Kürdistan’da, başta Rojava’da olmak üzere, sosyolojik analiz ve sözlü kültür çalışmaları yapmış, Akademi bünyesinde kadının hakikatini açığa çıkaran çalışmaları eksen alan araştırma merkezleri kurulmuştur. Akademilerde eğitimin yanı sıra, kadın varlığı, doğası, siyaseti, etik ve estetik anlayışı, ekonomisi, edebiyatı başta olmak üzere alternatif politikaların geliştirilebilmesi için çalışmalar yürütülmektedir.

2016 yılında yayına başlayan Jineolojî Dergisi, 2017 yılında Rojava’da kurulan Jineolojî Araştırma Merkezleri ve Jineolojî Fakültesi, 2018 yılında Belçika’da kurulan Jineolojî Merkezi’nin yanı sıra birçok alanda jineolojî komiteleri, birimleri, atölyeleri olarak ağ örgütlenmesi de gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Jineolojî Dergisi, özgür yaşam alanı olarak Rojava’da Jinwar köyünün kuruluşunda, fikir aşamasından itibaren yer almaktadır. 2019 yılında Rojava’da enternasyonal devrimci Andrea Wollf’un adıyla Andrea Wollf Enstitüsü kurulmuş, böylece Avrupa, Latin Amerika, Asya başta olmak üzere dünya kadınları ve jineolojî arasındaki bağ güçlenmiştir.

 

Kaynakça

Öcalan A. (2015). Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü. İstanbul: Amara Yayınları.

Öcalan A. (2009). Özgürlük Sosyolojisi. İstanbul: Aram Yayınları

Rajkumar D., Arık H., Aslan Ö. ve Vaiya S. (2010). Akademi Ve Feminizm Üzerine Chandra Talpade Mohanty İle Söyleşi. Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar, 12, 140-146.

Editörya (2016). Başlarken. Jineolojî Dergisi, 1, 5-7.

Athenas M. G. (2016). Sömürgeleştirilmiş Düşünce Biçimleri: Feminist Epistemoloji İçin Öneriler. Jineolojî Dergisi, 1, 21-27.

Akarsel N. (2020). Jineolojîye Dair. Jineolojî. https://jineoloji.org/tr/jineolojiye-dair/

Akarsel N (2016). Kadın Amacında Güneş Kadar Netse Yöntemini Bulur. Jineolojî Dergisi, 2, 141-153.

Barın Ö. (2016). Bilim, Politik Eylem ve Özgürlük Arasındaki İlişki Üzerine Feminist Düşünceler. Jineolojî Dergisi, 3, 141-156.

Mirkan Ş. (2016). Jineolojî Merceğinden Özgürlük Deneyimimize Bakmak. Jineolojî Dergisi, 2, 40-52.

Jineolojî Akademisi (2015). Jineolojîye Giriş. İstanbul: Aram Yayınları

Leave a Reply