Semiha Arı

Kürt kadınların Kürt hareketi ve ulusal mücadele bağlamında mobilize olmaları 1980’lerde başladı, 1990’larda kitleselleşti. Başka bir deyişle, 1980’lerin ve sonraki on yılın Kürt kadın hareketi açısından önemi, Kürt hareketinin kadınları mobilize edecek şekilde yaygınlaşmasıydı. Bu süreçte kadınlar kitlesel eylemlere, mitinglere, Kürt siyasi partilerine aktif bir şekilde katılmaya başlayıp kamusal alanda “politik özneler” (Çağlayan, 2009: 17) olarak daha fazla görünür oldular. 90’larda süren çatışmalar, köy boşaltmalar, kitlesel gözaltı ve tutuklamalar, işkenceler, faili meçhul cinayetler ve yakınların kaybedilmesi, Kürt kadınların kamusal görünürlüğünün önemli kaynaklarıydı.[1]

Kürt siyasi partileri hem Kürt hareketinin yaygınlaşmasında hem de kadınların politik mobilizasyonunda önemli bir role sahiptir. Siyasi partilerde kadın örgütlenmesi, kadın kotasından eşbaşkanlığa ulaşan bir süreci içerir. Bir kadın politikasının oluşmaya başlaması ise büyük ölçüde 1994 yılında kurulan Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) ile birlikte mümkün oldu ve bu aşamada “kadın kitlesi kadın örgütüne dönüştü” (Kışanak, 2018: 20). Kadın örgütlenmesi 1997’de kadın komisyonu, 2000’de kadın kolları, 2005 itibarıyla kadın meclisleri şeklinde sürdü. Sırasıyla partilerde yüzde 25, 35, 40 kadın kotası uygulandı ve nihayetinde Demokratik Toplum Partisi (DTP) ile eşbaşkanlık kararı alındı.

Kürt kadınların örgütlenmesi siyasette ve yerel yönetimlerde güçlenirken, bir yandan da cinsiyet eşitsizliği ve kadın sorunlarına dair genel Kürt hareketinden özerk örgütler kurma girişimleri 90’larda başladı. Bunun nedeni, salt ulusal mücadele ile kadınların sorunlarının çözülemeyeceği ya da kadınların sorunlarının çözümü için ulusal kurtuluşun beklenemeyeceği kanaatiydi. Bu nedenle kadınlar her alanda süren erkek egemenliği ile mücadele etmek için özerk bir yapılanmaya ihtiyaç duymuşlardı. Dolayısıyla sadece “genel ulusal mücadele” içinde olmak yeterli değildi. Ayrıca, 90’lar itibarıyla Kürt Hareketi’nin alanını yasal partilere ve sivil topluma doğru genişletmesi, kadın örgütlenmeleri için de hareket alanı oluşturdu. Bu dönemde Yurtsever Kadınlar Derneği, Özgür Kadın Derneği, Dicle Kadın Kültür Merkezi, Ulusal Demokratik Kadın Derneği (UDKD), Kürt Kadın Dayanışma, Kadın Sorunları Araştırma Vakfı (K.Ka.DaV), ARJİN, JİYAN Kadın Kültür Evi, Yaşamda Özgür Kadın dergisi (Açık, 2002) gibi girişimlerin yanı sıra, 1996’da Roza ve daha sonra kurulan Jujin dergileri gibi üyelerinin kendilerini feminist olarak tanımladıkları örgütlenme deneyimleri de oldu. 2000’lerin ilk yıllarından itibaren ise çok sayıda kadın örgütü kurulmaya başlandı. 2003’ten beri Kürt kadın hareketi, çalışmalarını çok bileşenli çatı örgütlenmeleri aracılığıyla sürdürüyor. Çatı örgütler, esas olarak Kürt kadın hareketi bileşenlerine kadın politikası konusunda bir yöntem ve perspektif sunma işlevi görüyor ve hareketi somutlaştırıyor. 90’larda bir ölçüde dağınık seyreden, hemen hepsi kapandığı ya da kapatıldığı için belli bir sistematiğe kavuşamayan özerk kadın örgütlenmeleri, 2000’lerden başlayarak çatı örgütlenmeleri aracılığıyla kalıcılaştı ve giderek kitle tabanını genişletti. Bugüne değin kurulan çatı örgütlenmeler Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH),[2] Kongreya Jinên Azad (KJA) /Özgür Kadınlar Kongresi[3] ve günümüzde devam eden Tevgera Jinên Azad (TJA) /Özgür Kadın Hareketi[4] şeklindedir. Çatı örgütlenmelerin bileşenleri hem çeşitli kadın örgütlenmeleri ve aktivistlerden hem de sendika ve siyasi parti gibi karma yapılardan gelen kadınlardan oluşuyor.

Kürt kadın hareketi kendisini feminist olarak tanımlamayan, ancak feminist hareketlerle ve diğer kadın hareketleriyle ortaklıklar kuran bir harekettir. Ulusal mücadeleden kopmadan, Kürt sorununun demokratik çözümü için de mücadele eden bir örgütlenme ve politika sürdürür. Kürt hareketinin demokratik, kadın özgürlükçü ve ekolojik toplum paradigmasıyla bağlantılı bir kadın kurtuluş perspektifi vardır. Bu çizgi, Türkiye’de daha merkezsiz, esnek, bileşenleri çok çeşitli ve farklı ideolojik pozisyonlar içeren genel kadın hareketiyle ve özel olarak feminist örgütlenme ile hem yapı ve örgütlenme tarzı hem de belli siyasal amaçlar açısından farklılıklar gösterir. Kürt kadın hareketi, daha çok KJA ile sistematiğe kavuşan bir toplumsal sistem değişim hedefine sahiptir. Buna göre toplumun özgürleşmesi, kadınların özgürleşmesine bağlıdır. Kürt kadınların özerk örgütlenmesi, her ne kadar başlangıçta hem Kürt hem kadın olma kesişimi üzerinden biçimlense de, KJA ile birlikte çeşitli bileşenleri içeren bir örgütlenme yapısına dönüşmüştür. Bağımsız kadın örgütlenmeleri, karma örgütlerdeki özgün kadın örgütlenmeleri, seçilmiş kadınlar ve bireylerden oluşan KJA’da, yüzde 60 “halklar ve inançlar” (örneğin Ezidiler, Süryaniler) kotası uygulanmıştır (KJA Broşür). Amaç ise “kapitalist modernite”ye karşı “demokratik modernite”, kadın özgürlük ideolojisi temelinde demokratik ulus ve demokratik komünal yaşam kurmaktır. Çünkü KJA’ya göre 21. yüzyılın en temel çelişkisi “cins çelişkisidir” ve toplumsal sorunların çözümü “demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma” ile mümkün olacaktır (KJA Broşür). Örgütlenme yapısı olarak ise KJA ile birlikte bölge, il, ilçe ve mahallelerde meclis ve komün esasına göre bir konfederasyon biçiminde özgün ve özerk örgütlenme oluşturulmuştur (Gökkan, 2016). Bu yapı KHK’lar ile büyük ölçüde dağıtılsa da,[5] özgün perspektifi TJA ile sürüyor.

Kürt kadın hareketinin, hem Türkiye’de hem de uluslararası ölçekte farklı kadın hareketleriyle geniş bir ilişki ve ittifak ağı bulunuyor. Türkiye kadın hareketiyle ve feministlerle ilişkilerindeki seyir ise on yıllar içerisinde yoğun tartışmalarla, kimi zaman da ayrılık ve anlaşmazlıklarla, 2000’lerin ortalarından itibaren ise daha güçlü etkileşimlerle şekillendi. Bu ilişkilenme iki temel alanda gerçekleşti: Patriyarka ile mücadele ve Kürt sorunun çözümü ve barış için ittifaklar.

Kürt kadın hareketi, özellikle kadına yönelik şiddetle mücadele olarak adlandırdığı politikası gereği Türkiye genelinde oluşmuş birçok zemin ve kampanyanın bileşenidir. Örneğin Türkiye’nin birçok yerinden, farklı ideolojik ve politik çizgide bulunan çok sayıda kadın örgütünün dâhil olduğu Sığınaklar Kurultayı’nın bileşenidir. Ancak erkek şiddetiyle mücadele için oluşan ve farklı perspektiflere rağmen belli ölçülerde ortaklıkların kurulduğu bu alan, aynı zamanda Kürt sorunu bağlamında çatışmaların da yaşandığı bir alan oldu. Örneğin Sığınaklar Kurultayı’nın bazı toplantılarında Kürt kadın hareketi örgütleri ulusalcı/milliyetçi çizgideki kadın örgütleri tarafından ayrımcılığa ve ırkçılığa maruz bırakıldılar, hatta Kurultay’dan çekilme noktasına kadar geldiler.[6]

Kürt sorunun çözümü ve barış mücadelesi konusunda ise, 90’larda hak ihlallerine karşı tutumla sınırlı kalan, ancak 2000’lerde etkileşimin ve deneyim paylaşımlarının arttığı (Kışanak, 2018) ortak mücadele ve örgütlenmelerin oluştuğu bir seyir söz konusu. Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), müzakere ve çözüm eksenli Kadın Özgürlük Meclisi (KÖM) bu bağlamda oluşan ve feministlerle ittifakların yapıldığı yapılardır.

Barış ve çözüm için ortaklıkların kurulduğu alanlar 2015’ten sonra büyük ölçüde dağıldı; ancak Kürt kadın hareketi bugün TJA olarak Kadınlar Birlikte Güçlü gibi patriyarkayla mücadele eden ortak yapıların parçası olmayı sürdürüyor.

 

Kaynakça

Açık, N. (2002). Ulusal Mücadele, Kadın Mitosu ve Kadınların Harekete Geçirilmesi: Türkiye’deki Çağdaş Kürt Kadın Dergilerinin Bir Analizi. A. Bora ve A. Günal (Der.), 90’larda Türkiye’de Feminizm. İstanbul: İletişim Yayınları.

Çağlayan, H. (2009). Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar: Kürt Hareketinde Kadınlar ve Kadın Kimliğinin Oluşumu. İstanbul: İletişim Yayınları.

Gökkan, A. (2016). Özgür Yaşam İçin Bir Sistem Önermesi: Demokratik Özerklik. Jineoloji, 3, 200-208.

Kışanak, G. (2018). Adım Adım Yükselen Kadın Özgürlük Mücadelesi. H. Osmanağaoğlu (Ed.), Kürt Siyasetinin Mor Rengi içinde (s.17-61). Ankara: Dipnot Yayınları.

KJA Broşürü (tarihsiz)

 

[1] Örneğin Kürt kadın hareketinin önemli bileşenlerinden biri olan Cumartesi Anneleri ve daha sonra Barış Anneleri bu nedenle oluştu.

[2] DÖKH, Kürt kadın hareketinin ilk çatı örgütlenmesidir. 2003 yılında kuruldu. 2015 yılında yeni çatı örgütlenmesi KJA olarak ilan edildiği için sona erdi.

[3] KJA, Kürt kadın hareketinin ikinci çatı örgütlenmesidir. İlk konferansını 31 Ocak-1 Şubat 2015 tarihinde gerçekleştirdi. 2016 yılında sona erdi.

[4] KJA, 18 Ekim 2016 tarihli 675 Sayılı KHK ile kapatılınca Kürt kadın hareketi isim değişikliğine gitmek zorunda kaldı. 20 Kasım 2016’da Diyarbakır’da Türkiye’nin farklı yerlerinden aktivistlerin ve feministlerin de katılımıyla yaptıkları bir toplantıda, kadın örgütlenmesine TJA ismiyle devam edeceklerini ilan ettiler.

[5] KJA, hem formel hem enformel çok sayıda kadın örgütlenmesinden oluşan bir yapıydı. Aynı isimle Diyarbakır’da kurulmuş bir dernek de mevcuttu. Ancak 2016’da çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile KJA Dernek ve bileşeni birçok kadın örgütü kapatıldı.

[6] Kürt kadın hareketinden bazı aktivistlerin bu konuya dair anlatımları için bkz. Arı, Semiha (2018). Türkiye’de Kadın Örgütlenmesinde Kesişen ve Ayrışan Eğilimler: Meydan Okuma, Uzlaşma, Uysallaşma. Yayımlanmamış Doktora Tezi, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir, s. 257-264.