İfşa kelimesi gizli bir şeyi açığa vurma, açıklama, yayma anlamına gelir. İfşa feminist bir mücadele aracı olduğunda ise “gizli” olup açığa çıkartılan şey, şiddetin en yaygın görülen hali olan kadına karşı erkek şiddetidir. Feminist ifşa, şiddetten hayatta kalan kadınları ve onların yaşamlarını öne çıkartarak faili gizleyen ve erkek şiddetini mazur gösteren patriyarkal hakikat oluşturma biçimlerine karşı güçlü, bu yüzden de tehlikeli görülen bir mücadele aracıdır.

İnsan eliyle oluşturulan travmaların ortak özelliği gizlilik ve unut(tur)madır (Herman, 1992). Şiddetin teşhiri, karmaşık duyguların uyanmasına ve çeşitli tepkilere neden olur. Açılmak, hem kendini açmak hem de faili işaret etmektir; cesaret ve sorumluluk almayı gerektirir (Altuntaş ve Saner, 2019).

Ancak cinsel şiddet başta olmak üzere bütün şiddet biçimlerini dile getirmek, kadınlar için hiç kolay değildir. Katılaşmış toplumsal cinsiyet rolleri, cinsellik ile tacizi ve tecavüzü ayırt etme güçlüğü yaratır. Tecavüz ve cinsel saldırı her yerde adli kurumlara en az intikal eden suçlardır. Türkiye’de de resmi bildirim oranı onda birdir ki bu buzdağının görünen kısmıdır. Çeşitli patriyarkal baskılar yüzünden yaşananı tanımlamak, adlandırmak, bir öznenin deneyimi kılmak, neyi ne kadar anlatacağını belirlemek kadınlar için oldukça zordur. Bu nedenle bu konularda karar hakkının kadına ait olduğunda ısrar etmek kritik önemdedir. Cinsel taciz ve tecavüzde direnme koşulu aranması ve ispat yükümlülüğünün kadına yüklenmesine karşı feministler “kadının beyanı esastır; aksini ispat yükümlülüğü erkeğe (suçlanana) aittir” ilkesini savunur. Çünkü kadınlar kendi adlarına konuşmadığında ve yaşanılanlara dair hakikat onların sözü esas alınarak kurulmadığında, patriyarkal sistem kendini hep yeniden üretir. Evlilik içinde tecavüz, işyerinde cinsel taciz, savaşta cinsel şiddet normalleştirilir ve görünmez olur. Şiddet pornografik, travma erotik, taciz romantik hale getirilerek meşrulaştırılır. Erkek şiddeti ile ilgili verilere ulaşmak olağanüstü zorlaşır (Saner, 2017). Sessizlik, faili güçlendirir.

Cinsel saldırıya uğradığını açıklayan üç kadından en az bir ya da ikisi olumsuz tepkiye, “ikinci bir saldırıya” maruz kalır; mağduru suçlama ve inanmama gibi (Ullman, 2010). Cinsel şiddet açığa çıktığında beklenen yardımın alınamaması “ihanet travması” olarak tanımlanmaktadır. Özellikle ev içi şiddet söz konusuyken ifşa ve teşhir “norm”un altını oyup kaosa neden olduğu için, ailenin ve ikili cinsiyet rejiminin her koşulda sürmesinden yana olanlar öfkeyle tepki verir. ‘Makbul kurban’ olmayanlar; erkekleri ‘mağdur’ eden kadınlar, feminist ‘çete’ler, ‘ağzımızın tadını kaçıranlar’ olarak yaftalanır (Altuntaş, 2019). Tecavüz şakalarına gülmeyen feministler, Sara Ahmed’in deyimiyle “oyunbozan/ keyif törpüsü”dür.

Peki kadınlar neden ifşaya ihtiyaç duyar? İfşanın yaygın nedenleri şöyle sıralanabilir: Kurtarılma isteği, olayın kabulü ve zararın tazmini, yalnızlık ve çaresizlik duygularıyla başa çıkma, yaşadığı zorbalığı anlamlandırma, duygusal ve fiziksel güvenlik ihtiyacı, destek, tanıklık ve adalet talebi, zedelenen bağların onarılması, intikam arzusu. Bütün bu motivasyonlarla Batı’da 1970’lerde kadın özgürlük hareketi kadınlara ses verdi, susturulmuş kadınlar sırlarını ifşa etmeye başladı (Herman, 1992). Türkiye’de 1980’lerde feministler ayrımcılığı ve şiddeti önce kendi aralarında konuştu. Şahika Yüksel’in anlatımıyla; “Tecavüzü hep dışladık sokaktaki işsiz adamlara, yabancılara. Sanki onlar bir evde bir ailede yaşamıyordu. Bizim evimiz, köyümüzde hep masum insanlar vardı. Pandora’nın kutusunu açmak kutsal aileyi sarsacaktı. Pandora’nın kutusundan neler çıktı. Biz yavaşça söktük durumu. Konuşurken önce fısıldadık, ama susarak yok sayılacak gibi değildi. Anılarımız, deneyimlerimiz, birbirimizden dinlediklerimiz taştı, bağırmaya başladık, pankartlara yazdık” (Yüksel ve Saner, 2016).

Mor İğne (1989 ve 2008), bekaret kontrolüne hayır (1990, 1992 ve 1995) gibi kampanyalardan sonra, 2000’li yıllarda dijital aktivizm, hashtag’ler yoluyla dayanışmak ve iletişim kurmak, feminist harekete yeni kanallar açtı. Deneyim paylaşımları sonucunda bastırılanın yaratıcı bir enerjiyle geri döndüğü #MeToo (2017), #SusmaBitsin (2018), #LasTesis (2019) #UykularınızKaçsın (2020) gibi eylemler sınırları aşıp feminist sözü milyonlara taşıyabildi. Sosyal medyada ifşa eylemine katılmayanların cinsel tacize/saldırıya uğramadığını söylemek ise mümkün değil; çünkü “hayatta kalan kadınların kimseye bir hikâye borcu yok!” Tacizcilerin isimleri okul tuvaletine ya da kitaplara yazılabilir, duvarlara grafiti yapılabilir, nakış işleri tuval görevi görebilir. Yıllar sonra sessizliği bozan kadınlar, savaşta yaşanan cinsel saldırıları futbol stadyumunda bir sergiyle ifşa edebilir (Xhafa-Mripa, 2015).

İfşaya başvurmanın riskleri ve sınırlılıkları vardır. Özel olanın kadınları güçlendirecek yollarla politikleşemeden kamusallaşması, izleyenlerin hızla kamplara ayrılmasına yol açabilir. “Hayatta kalan” konumunu pekiştirecek kadın dayanışması, çok boyutlu bir toplumsal dayanışmayla bütünleştirilerek örülemeyebilir. Magazinselleşme veya feminist ilke ve kavramların sulandırılıp içinin boşaltılması gibi riskleri taşıyabilir (Acar-Savran, 2002). Ayrıca, yalnızca şiddet, taciz, tecavüzün politikleştirilmesi, feminist politikayı cezai tedbirlere indirgemeye ve “olağan” hayatları depolitize etmeye hizmet edebilir (Acar-Savran, 1998). Cinsel saldırılarda çeşitli bariyerlere rağmen tanıkların vazgeçilmez görevi görünür kılmak ve savunuculuktur. İnkâr politikası ise cezasızlık, adaletsizlik demektir (Saner ve Yüksel, 2019).

Feminist ifşa tartışmaları, zor ve çetrefilli olsa da kestirme ve nihai yanıtlar beklemeksizin ifşa süreçlerini bütünlüklü düşünmek için sorular önererek devam ediyor (Baytok, 2020). Örneğin dar siyasi çevrelerde erkekler arasında yaygın bir ilişki modeli haline gelen, kadınların haberdar edilmediği “gizli” bir “çok eşliliğin” erkeklik dayanışmasıyla yıllardır sürmesine karşı geri çekilmeden, “dedikodu”, ifşa ve teşhir dışındaki yöntemleri nasıl oluşturabiliriz? (24 İmzalı Metin, 2014). Tacizcinin değil ifşa edenin süreçten güçlenerek çıkması için her adımda nelere dikkat edebiliriz? İfşa, taciz ve şiddete maruz bırakılan öznenin kullanabileceği sınırlı araçlardan biri ise, nasıl daha geniş düşünebiliriz? İfşaların cis-normatif ve dışlayıcı dilini nasıl dönüştürebiliriz? Bu sorular çoğaltılabilir (Asya ve ark., 2020).

Feminist ifşanın hedefleri arasında; kurum itibarı nedeniyle cinsel taciz iddialarının üzerinin örtülmemesi, erkek şiddetiyle her ortamda ve fail kim olursa olsun mücadele edilmesi, yakın ilişkilerde “onay kültürü”nün yerleşmesi, cinsiyetler arası yeni bir etik arayışı sayılabilir. Kurumlarda feminist ilkelerle oluşturulan cinsel şiddeti önlemeye yönelik birimler ve tutum belgeleri ise sahip çıkılıp kullanıldığı ölçüde yararlıdır.

Sonuçta, feminist mücadelenin büyük bir kısmı aslında patriyarkal sistemin şiddetini ifşa etme mücadelesidir. Feminist tarih, şiddet içeren bağlardan kopuşun ve bağları onararak yenilenmek için kadınların güçlerini birleştirmelerinin tarihidir (Ahmed, 2018). Travmatik yaşantı tarihselleşerek iyileşir ve Angela Davis’in dediği gibi “özgürlük mücadelesi süreklidir”.

 

Kaynakça

 

Acar-Savran, G. (2002). Özel/Kamusal, Yerel/Evrensel: İkilikleri Aşan Bir Feminizme Doğru. Praksis, 8, 255-306. http://www.praksis.org/wp-content/uploads/2011/07/008-09.pdf

Acar-Savran, G. (1998). “Hangi Özel Ne Kadar Politik?” Pazartesi, 44, 13. http://www.pazartesidergisi.com/pdf/44.pdf

Ahmed, S. (2018). Feminist Yaşam Mücadelesi Üzerine Notlar (C. Bakar, Çev.). Çatlak Zemin. https://www.catlakzemin.com/feminist-yasam-mucadelesi-uzerine-notlar/

Altuntaş, Ö. ve Saner, S. (2019). Cinsel Saldırı, İfşa ve Adalet. Çatlak Zemin. https://www.catlakzemin.com/cinsel-saldiri-ifsa-ve-adalet/

Altuntaş, Ö. (2019). Kadınların Adalet Arayışında İfşa, Teşhir ve Cezalandırma. Psikiyatri Kış Okulu 5, Antalya.

Asya ve ark. (2020). İfşa Süreçlerini, Öncesini ve Ötesini Düşünmek İçin İlk Adım. Feminist Kuir Fanzin, 1.  https://issuu.com/feministkuirfanzin/docs/feministkuirfanzin_agustos2020_fin

Baytok, C. (2020). Kadının Beyanı Esastır: 2000’lerde Yakınların ve Yakın Çevrenin Cinsel Tacizi ve Erkek Şiddetiyle Feminist Mücadele. F. Saygılıgil ve N. Berber (Ed.), Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce, Feminizm Cildi içinde (s.477- 487). İstanbul: İletişim Yay.

Herman, J. (2007). Travma ve İyileşme (T. Tosun, Çev.). İstanbul: Literatür yay.

Xhafa-Mripa, A. (2015). Kosova’da bir sergi: Seni Düşünüyorum. 5 Harfliler. https://www.5harfliler.com/kosovada-bir-sergi-seni-dusunuyorum/

Saner, S. (2017). Kadına Karşı Şiddet ve Korku. Toplum ve Hekim, 32(2), 141-148.

Ullman, S. E. (2010). Psychology of Women (APA Division 35), Talking about Sexual Assault: Society’s Response to Survivors. Washington, DC: American Psychological Association.

Yüksel, Ş. ve Saner, S. (2016). Cinsel Saldırı Ne Kadar Müphem? Psikiyatri Kış Okulu 3, Antalya.

Yüksel, Ş. ve Saner, S. (2019). Cinsel Şiddeti Açıklamak, Açıklamayı Geri Çekmek, Hak Aramak ve Bariyerler. Bianet. https://bianet.org/biamag/bianet/209422-cinsel-siddeti-aciklamak-aciklamayi-geri-cekmek-hak-aramak-ve-bariyerler

24 İmzalı Metin (2014). Bütün ‘Dar Alanları’ Genişletmek İçin. Sosyalist Feminist Kolektif. https://www.sosyalistfeministkolektif.org/web-yazilari/buetuen-dar-alanlar-genisletmek-icin/