Trans dışlayıcı radikal feminist /feminizm-ya da İngilizce kısaltmasıyla TERF- tanımlaması ilk olarak 2008 yılında Finally Feminism101 isimli bir internet bloğunda, natrans radikal feminist Viv Smythe tarafından yazılan bir makalede “kendilerini radikal olarak tanımlayan ancak trans kadınları kız kardeşleri olarak kabul etmek istemeyen feminist grubu kısaca tanımlamak üzere” kullanılmıştır.[1] TERF bu yazıdan sonra, transların deneyimlerini, kimliklerini, varoluşlarını ve öznelliklerini yok sayan söylemlerde bulunan;[2] transların hak mücadelesine çeşitli şekillerde -yer yer sağ ve muhafazakar ideolojilerle sözbirliği içerisinde[3]– ket vurmaya çalışan feminist kişi ve grupları nitelendirmek üzere kullanılan bir kategori haline gelmiştir.

TERF olarak nitelendirilen tüm feministler radikal feminist olmadığı gibi, tüm radikal feministler de trans dışlayıcı bir tutuma sahip değildir. Dahası, feminist düşüncede trans dışlayıcı görüşler ekseriyetle kültürel feminizm akımından beslenir.[4] Kimi kültürel feministler, erkek egemenliğini ve kadınların ezilmişliğini sosyal, kültürel ve ekonomik açılardan ele alan erken dönem radikal feministlerden farklı olarak, cinsiyet eşitsizliğini biyolojik bir temele dayandırır. Kadınlara atfedilen toplumsal rol ve özelliklere -annelik ve doğurganlık gibi- olumlu anlamlar ve değerler biçerek erkek egemen sisteme karşıt bir kadın kültürü oluşturmaya çalışırlar. Ancak bu çabaları ataerkil cinsiyet normlarının yeniden üretilmesine ve kadınlığa dair hatalı genellemelerin ortaya çıkmasına sebep olabileceği gerekçesiyle eleştirilmiştir (Echols, 1983; Alcoff, 1988).

Trans aktivistler tarafından TERF olarak isimlendirilen feministlerin çoğu kendilerini eleştirel feminist [gender critical] olarak tanımlamakta, kendilerine atfedilen TERF tanımlamasını bir hakaret ve nefret söylemi olarak kabul etmektedir.[5] Buna karşılık, trans aktivistler kavramın kimi feministlerin trans karşıtı bir söylem içinde bulunduklarını ifade etmek için nötr bir biçimde kullanıldığını dile getirmektedir. Toplumsal cinsiyet ya da cinsiyet kimliği kavramlarına eleştirel yaklaşarak bu kavramların ortadan kaldırılması gerektiğini savunan Sheila Jeffreys ve Janice Raymond gibi isimler, transseksüelliğin erkek egemen sistemin ürettiği ya da gelişen medikal teknolojilerle icat ettiği sosyal bir inşa olduğunu iddia eder. Buna karşılık, kadınlığın bir kimlik olmadığını, kadınların biyolojik farklılıkları dolayısıyla- sosyal, kültürel ve ekonomik statüleri fark etmeksizin- hayatları boyunca ezilen ya da ikincil konuma yerleştirilen bir kast oluşturduklarını savunurlar. Diğer bir deyişle transseksüellerin basmakalıp cinsiyet rollerini yeniden ürettiklerini ya da pekiştirdiklerini; toplumsal cinsiyet kimliği fikrinin kadınlara zarar verdiğini varsayarlar. Onlara göre transseksüel bir kadın asla “gerçek bir kadın” olamaz, çünkü hormonlar ve ameliyatla gerçekleşen fiziksel değişim bir kişinin biyolojik cinsiyetini değiştirmez. Bu gerekçeyle transseksüel kadınlardan “erkek olan transseksüel” ya da “kadın olarak yapılandırılmış erkek transseksüel” şeklinde bahsederler (Jeffreys 2014; Raymond 1979).

TERF kategorisi, özellikle İngiltere’deki Cinsiyet Kimliği Tanıma Kanunu’nun [Gender Recognition Act] yeniden düzenlenmesinin gündeme gelmesiyle alevlenen tartışmalarda belirginleşmiştir. 2005’te İngiltere’de yürürlüğe giren bu kanun, kısırlaştırma ve ameliyat koşulu olmaksızın, cinsiyetin hukuki olarak değişmesini mümkün kılan dünyadaki ilk yasal düzenlemedir.[6] Küresel ölçekte trans hareketinin önemli kazanımları arasındadır. Ancak kanun çerçevesinde cinsiyetin hukuki olarak değişimi için belirtilen kriterler, trans kimlikleri hastalık olarak kabul eden -aksi günümüzde Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanmış olan[7]– tıbbi söyleme dayanır. Son yıllarda Avrupa ülkeleri hukuki cinsiyetin herhangi zorunlu tıbbi ve psikiyatrik bir müdahale olmaksızın kişinin beyanına dayalı olarak değiştirilebilmesi ve resmî belgelere üçüncü cinsiyet seçeneğinin eklenmesiyle ilgili düzenlemeler yapmaya başlamışlardır (Karsay, 2018). Cinsiyete dair yasal düzenlemelerin değişmesi -ya da değişmesinin gündeme gelmesi- cinsiyet kimliği kavramına eleştirel yaklaşan feministler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. İngiltere’de yasanın değiştirilmesine karşı çıkan feministler, cinsiyetin kişinin beyanına göre belirlenmesiyle birlikte ortak kadın deneyimi ve öznelliğinin ortadan kalkacağını ve bu durumun kadınlara açık kamusal alanların güvenliği ve kadın hakları açısından çeşitli sorunlar yaratacağını iddia etmektedir.[8] Yasa değişikliği ilgili tartışmalar trans aktivistler ve na-trans feministler arasında bir çatışma ortamının oluşmasına ve çeşitli şiddet olaylarının yaşanmasına sebep olmuştur.

TERF, yakın zamanda farklı sosyo-kültürel bağlamlarda -özellikle sosyal medyadaki aktivist topluluklar aracılığıyla- yaygın bir şekilde kullanılan bir kategori haline gelmişse de, feminist hareket içerisinde trans dışlayıcı söylem ve pratiklerin ortaya çıkışı 1970’lere dayanır. İkinci dalga feminist siyasetin hâkim olduğu, eşcinsel hareketin filizlendiği dönemde translar, hem sadece kadınlarla örgütlenen feminist gruplar, hem de gey nüfusunun baskın olduğu eşcinsel gruplar içerisinde kendilerine yer bulmakta zorlanmışlardır.

Türkiye’de TERF kategorisi, 2019 yılında içlerinde akademisyenlerin de olduğu kimi feministler ve trans aktivistler arasında trans çocuklara hormon kullanım hakkı verilmesi, cinsiyetin hukuki olarak beyana dayalı belirlenmesi, trans kadınların kadınlara açık kamusal alanlara dahiliyeti gibi farklı konular üzerine sosyal medya üzerinden yürüyen tartışmaların bir sonucu olarak dolaşıma girmiştir. Tartışmalarda transfobik yaklaşımların gündeme gelmesiyle birlikte LGBTİ+ örgütleri ilgili feministlerin tavırlarını eleştiren açıklamalar yayınlamışlardır.[9] Türkiye’de feminizmin transseksüellerle ilişkisi Anglo-Amerikan dünyadakinden farklı bir seyir izlemiştir. Örneğin, 1987’de radikal feminist hareketin ilk kitlesel eylemi olarak bilinen Dayağa Karşı Yürüyüş’te kürsüde trans kadınlara da söz hakkı verilirken,[10] 2000’li yıllarda transfeminizm tartışmalarının gündeme gelmesiyle feministler arasında trans dışlayıcı tutumlar belirginleşmiştir.[11] Bununla birlikte, bugüne dek yaşanan sorunlar üzerine hem natrans feministlerin hem de trans aktivistlerin bir araya geldiği, deneyim paylaşımına öncelik verilen çok sayıda etkinlik düzenlenmiştir.

 

Kaynakça 

Echols, A. (1983). Cultural Feminism: Feminist Capitalism and the Anti-Pornography Movement, Social Text, 7, 34-53.

Williams, C. (2016). Radical Inclusion Recounting the Trans Inclusive History of Radical Feminism, TSQ: Transgender Studies Quarterly, 3(1-2), 254.

Raymond, J. (1994). Transsexual Empire: The Making of The Shemale. New York: Teachers College Press.

Karsay, D. (2018).  Protecting LGBTQI rights in Europe. Submission to the second review of the Council of Europe Recommendation on measures to combat discrimination on grounds of sexual orientation or gender identity (CM/Rec(2010)5). ILGA-Europe, Transgender Europe, OII Europe.

Alcoff, L. M. (1988). Cultural Feminism versus Poststructuralism, Signs, 13(3), 405-436.

Jeffreys, S. (2014). Gender Hurts A Feminist Analysis of the Politics of Transgengenderism. London: Routledge.

 

 

 

[1] Smythe, V. (2018, 28 Kasım). I’m credited with having coined the word ‘Terf’. Here’s how it happened. Guardian.

 https://www.theguardian.com/commentisfree/2018/nov/29/im-credited-with-having-coined-the-acronym-terf-heres-how-it-happened adresinden 13 Nisan 2020 tarihinde erişildi.

[2] Serano, J. (2018, 30 Ocak). Thoughts About Transphobia, TERFs and TUMFs. Medium.

https://medium.com/@juliaserano/thoughts-about-transphobia-terfs-and-tumfs-b77a18c1a225 adresinden 13 Nisan 2020 tarihinde erişildi.

[3] Burns, K. (2019, 5 Eylül). The Rise of Anti-Trans “Radical” Feminists Explained. Vox. https://www.vox.com/identities/2019/9/5/20840101/terfs-radical-feminists-gender-critical adresinden 13 Nisan 2020 tarihinde erişildi.

[4] Lewis, S. (2019, 7 Şubat). How British Feminism Came To Anti-Trans. The New York Times. https://www.nytimes.com/2019/02/07/opinion/terf-trans-women-britain.html adresinden 13 Nisan 2020 tarihinde erişildi.

[5] Murphy, M. (2017, 21 Eylül). ‘TERF’ isn’t Just a Slur, It’s a Hate Speech. Feminist Current. https://www.feministcurrent.com/2017/09/21/terf-isnt-slur-hate-speech/ adresinden 13 Nisan 2020 tarihinde erişildi.

[6] The Guardian (2018, 17 Ekim). The Guardian View on the Gender Recognition Act: Where Rights Collide. The Guardian.

https://www.theguardian.com/commentisfree/2018/oct/17/the-guardian-view-on-the-gender-recognition-act-where-rights-collide adresinden 13 Nisan 2020 tarihinde erişildi.

[7] Human Rights Watch (2019, 27 Mayıs). New Health Guidelines Propel Transgender Rights. Human Rights Watch.

https://www.hrw.org/news/2019/05/27/new-health-guidelines-propel-transgender-rights adresinden 13 Nisan 2020 tarihinde erişildi.

[8]  Persio, S. L. (2018, 25 Temmuz). What is a TERF? Debate over transgender rights and Gender Recognition Act Explained. Pink News. https://www.pinknews.co.uk/2018/07/25/what-is-terf-transgender-gender-recognition-act/adresinden 13 Nisan 2020 tarihinde erişildi.

[9]Açıklama yapan kurumlar ve gruplar: Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Kaos GL Derneği, Odtü LGBTİ+, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Erktolia, SPOD – Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği. Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği ve LGBTİ+ Aileleri.

[10]  Tahaoğlu, Ç. (2017, 17 Mayıs). Dayağa Karşı Yürüyüş’ün 30. Yıldönümünde Kadınlar Anlattı. Bianet.

https://m.bianet.org/bianet/kadin/186540-dayaga-karsi-yuruyus-un-30-yildonumunde-kadinlar-anlatti adresinden 13 Nisan 2020 tarihinde erişildi.

[11] Zengin, A. (2015, 20 Mart). Cinayetler Karşı Feminizmler. 5Harfliler.

http://www.5harfliler.com/cinayetlere-karsi-transfeminizmler/ adresinden 13 Nisan 2020 tarihinde erişildi.