Görünmeyen emek, aile (hane) içinde kadınlar tarafından yapılan ve karşılığı ödenmeyen işlerin bütününü ifade eder. Bu emeğin görünmeyen emek olmasının en önemli nedeni, ücretlendirilmemiş olmasıdır.

Görünmeyen emek kapsamındaki işler; temizlik, yemek, çamaşır, alışveriş gibi ev işlerinin yanı sıra kendine bakamayacak durumda olan aile üyeleri ve yakınlar (çocuklar, yaşlılar, hastalar ve engelliler) ile kendine bakabilecek durumda olan kocalar / sevgililer için harcanan “bakım emeği”nden oluşur. Yine, tarımda ücretsiz aile işçilerinin ve kentte küçük aile işletmelerinde ücretsiz çalışan kadınların emeği, görünmeyen emek olarak sınıflandırılır (Acar-Savran, 2008).

Bu emek biçimi, cinsiyete dayalı işbölümü çerçevesinde doğallaştırıldığı için de görünmezdir. Cinsiyete dayalı işbölümünün iki düzenleyici ilkesi vardır: Ayrılma ilkesi (bir erkek işleri, bir de kadın işleri vardır) ve hiyerarşi ilkesi (erkek işleri kadın işlerinden daha “değerli”dir). Bu ilkeler özgül bir meşrulaştırma süreci olan doğalcı ideoloji sayesinde uygulanabilmektedir (Kergoat, 2004). “Doğal” kabul edilen ama aslında toplumsal olan işbölümü neticesinde kadınlardan ev işi yapmaları, bakım hizmetlerini yerine getirmeleri istenir ve ailenin / hanenin “özel alan”ı bu esasa göre düzenlenir: “Bu alandaki ilişkiler ve pratikler doğallaştırılır, kadınların yaptıkları işler kadın doğasının bir parçası, kadınların doğal yatkınlıkları olarak sunulur; emek harcama, iş değil, davranış biçimleridir bunlar. İşte görünmeyen emek kavramı, kadınların sözü geçen ilişkiler içinde, devasa bir fiziksel, cinsel, duygusal, zihinsel emek harcadığını ortaya koymanın kavramsal aracını sunar bize” (Acar-Savran, 2008: 11).

Kadınların kurtuluşu arayışında ev işinin önemi ve ekonomik temelleri üzerinde durulması birinci dalga feminizme kadar uzanır. Örneğin Charlotte Perkins Gilman -ev işlerinin kolektifleştirilmesi, meslekleştirilmesi ve ücretlendirilmesi gibi- özel alanı dönüştürecek bir dizi öneri getirmiştir (Donovan, 2007: 89-103). Fakat kadınların harcadığı karşılıksız ev emeğinin özgül bir ezilme biçimi olarak kavramsallaştırılması ve buna bağlı politikaların üretilmesi, ikinci dalga feminizmin başarısıdır.

Ev içi emeğin niteliği ve kadınların ezilmesindeki belirleyici rolü üzerine ilk tartışmalar 1960’ların sonu ile 1970’lerin başında yoğunlaştı. Christine Delphy “Baş Düşman” adlı makalesinde, kapitalist ve sosyalist toplumlar da dahil olmak üzere, mevcut tüm toplumların kadınların karşılıksız emeğine dayandığını; erkeklerin kadınların emeğine el koyarak bundan çıkar sağladığını ileri sürdü ve bu durumu patriyarkal sömürü olarak tanımladı. Bu sömürü sistemine karakterini veren “ev içi üretim tarzı” kapitalist üretim tarzı ile paralel, eş zamanlı ama ondan ayrı olarak varlığını sürdürüyordu (Delphy, 2008).

Selma James ve Maria Dalla Costa, ev içi emek ile kapitalizm arasındaki ilişkiyi merkeze alan bir analiz geliştirdiler. 1972 yılında başlatılan uluslararası “Ev İçi Emek İçin Ücret” kampanyası, ücrete tabi bir şekilde yapılsalardı ev işlerinin kapitalizme olan maliyetinin ne denli yüksek olacağını gösterme amacını güdüyordu. Her ne kadar aile içinde kaldığından “görünmez” olsa da kadın emeği, kendisinin yeniden üretimi için gerekli olandan daha fazlasını üretir, bu öyle bir fazlalıktır ki kapitaliste kâr olarak geri dönmektedir (Haug, 2015). Dolayısıyla, kadınlar yemek pişirmediği, temizlik yapmadığı, eve bakmadığı sürece kapitalizm ayakta kalamaz.

Heidi Hartmann’a göre, kadınların karşılıksız ev emeğinden hem kapitalizm yarar sağlar hem de bütün erkekler. Erkekler evde karşılığını ödemeden hizmet alırlar, çocuklarının bakımını yaptırırlar ve bu sayede de işgücü piyasasında kadınlar karşısında ayrıcalıklı bir konuma sahip olurlar. Kapitalizmin sağladığı yararlar arasında ise kadınların ev emeği sorumluluklarına bağlı olarak ucuz işgücü havuzu oluşturmaları, emek gücünün istikrarlı ve sağlıklı biçimde yeniden üretilmesi ve bu tür bir aile örgütlenmesinin tüketimi artırması sayılabilir.

Kadınların durumunu iyileştirecek politikaların geliştirilmesi ve somut taleplerin üretilmesi açısından bu tartışmalar önemliydi. Verilen mücadeleler sonunda kimi ülkelerde annelik izni, babalık izni, erken emeklilik ve nafaka hakları gibi kazanımlar da elde edildi. Öte yandan, 1970’lerden başlayarak kadınların işgücüne katılım oranının artması, feminist araştırmacıları ücretli ve ücretsiz emek arasında nasıl bir bağlantı olduğunu araştırmaya sevk etti. Görüldü ki bakım emeği, kadınların emek piyasasındaki konumlarını, ne gibi işlerde çalıştıklarını, eğitim olanaklarını, kendilerine zaman ayırma imkanlarını etkiliyor. Kadınlar -özellikle de çocuk sahibi olanlar- bakım emeğiyle bir arada yürütebilecekleri yarı zamanlı işlere, esnek istihdam biçimlerine mahkum ediliyorlar. Erkeklerin çoğu işgücü piyasasında daha avantajlı konumları ellerinde tutarken kadınların esnek çalışması, düşük ücrete razı olmaları, kariyer olanaklarının daralması, yoksulluk ve aileye bağımlılıkla sonuçlanıyor (Gardiner, 2011).

Yanıt aranmaya devam edilen bir başka soru ise ev içinde kadınlarla erkekler arasındaki işbölümünün zamanla daha eşit hale gelip gelmediğidir. Araştırmalar hem ülkeden ülkeye hem de sosyo-ekonomik gruplar arasında farklılıklar olduğunu ortaya koymakta. Örneğin Avrupa’nın kuzeyinden güneyine doğru inildikçe kadınların, erkeklere nispetle ev işlerine çok daha fazla zaman harcadıkları, işbölümündeki eşitsizliğin arttığı görülüyor (Andreotti ve Mingione, 2014: 66-67). Erkeklerin bakım yükünü paylaşmaya yanaşmadığı, kamusal bakım hizmetlerinin de yetersiz kaldığı Türkiye gibi pek çok ülkede, ev ve iş yaşamını bağdaştırmaya çalışan kadınlar -hane gelirine bağlı olarak- büyükannelerin yardımına başvurma, göçmen bakım işçisi çalıştırma gibi yollara başvurmak zorundalar. Bakım hizmetleri piyasaya eklemlendiği ölçüde kadınların en çok bu işlerde çalıştığı gözlemleniyor. Kadınlar aynı zamanda duygusal emek gerektiren işlerde de yoğunlaşma eğilimindeler.

 

Küresel ölçekte, çalışma çağındaki kadınların yüzde 42’si üstlendikleri ücretsiz bakım sorumlulukları yüzünden ücretli emek gücüne dahil olamıyorlar (Oxfam Report, 2020). Örneğin Türkiye’de 15-49 yaş grubunda ücretli çalışan evli kadın oranı yüzde 32 ile sınırlı; evli kadınlar ücretli bir işte çalışmamalarının temel nedeni olarak ev kadını olmalarını ve çocuk bakımını göstermekteler (TNSA, 2018).

Görünmeyen emek toplumsal cinsiyet eşitsizliğini anlamamız açısından merkezî öneme sahip bir kavram. Çamaşır ve bulaşık makinesi, elektrik süpürgesi gibi ev teknolojileri sayesinde -bunları satın almaya gücü yetenler için- ev işlerinin eskisine göre çok daha az zaman aldığı iddia edilse de görünmeyen emeğin ilişkileri sürdürmek, duyguları yönetmek ve kendine bakacak durumda olmayanları hayatta tutmakla da ilgili olduğunu hatırlamak ve hatırlatmak gerekiyor.

 

Kaynakça

Acar-Savran, G. (2008). İkinci Basıma Önsöz. G. Acar-Savran ve N. Tura Demiryontan (Yay. Haz.), Kadının Görünmeyen Emeği içinde (s.9-16). İstanbul: Yordam Kitap.

Andreotti, A. ve Mingione E. (2014). İtalya’da Kadın İstihdamının Modernizasyonu: Tek Ülke İki Seyir (E. Yılgür, Çev.). A Buğra ve Y. Özkan (Der.), Akdeniz’de Kadın İstihdamının Seyri içinde (s.57-90). İstanbul: İletişim Yayınları.

Delphy, C. (2008). Baş Düşman (Ş. Ozansü, Çev.). G. Acar-Savran ve N. Tura Demiryontan (Yay. Haz.), Kadının Görünmeyen Emeği içinde (s.89-113). İstanbul: Yordam Kitap.

Donovan, J. (2007). Feminist Teori (A. Bora vd., Çev.). İstanbul: İletişim Yayınları.

Gardiner, J. (2011). Bakım Emeği. Ücretli-Ücretsiz Emek Kıskacında Kadın – Kadın Emeği Konferansı – Sosyalist Feminist Kolektif içinde (s.57-70). Feminist Politika Dergisi Özel Sayı.

Haug, F. (2015). Feminizmdeki Marx (F. Hülagü, Çev.). S. Mojab (Yay. Haz.), Marksizm ve Feminizm içinde (s.100-130). İstanbul: Yordam Kitap.

Kergoat, D. (2004). Cinsiyete Dayalı İşbölümü ve Toplumsal Cinsiyet İlişkileri (G. Acar-Savran, Çev.). H. Hirata, F. Laborie ve diğerleri (Yay. Haz.), Eleştirel Feminizm Sözlüğü içinde (s.94-105). İstanbul: Kanat Kitap.

Oxfam. (2020). Time to care: Unpaid and underpaid care work and the global inequality crisis. 18.5.2020 tarihinde https://oxfamilibrary.openrepository.com/bitstream/handle/10546/620928/bp-time-to-care-inequality-200120-en.pdf adresinden erişildi.

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü (2018). Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA, 2018). 18.5.2020 tarihinde http://www.hips.hacettepe.edu.tr/tnsa2018/rapor/TNSA2018_ana_Rapor.pdf    adresinden erişildi.

Leave a Reply