Feminist Boş Zaman

Kadınların boş zaman deneyimleri uzunca bir müddet feminist araştırmacılar tarafından dahi boş zaman çalışmalarında göz ardı edilmiştir. Bialeschki’nin deyişiyle (1989: 20), “boş zaman tarihi, erkeklerin boş zamanlarının tarihi olmuştur.” Patriyarkal toplumda boş zaman toplumsal cinsiyet rollerinin ve eşitsizliğinin yeniden üretildiği bir alandır. Bu nedenle kadınların boş zamanlarına bakmak ev ve bakım emeği, ücretli istihdam, patriyarkal kontrol, devletin refah ve bakım politikaları gibi feminist analizin ortaya koyduğu birçok tartışmaya işaret etmeyi gerektirir (Deem, 1985). 1980’lerin başından itibaren kadınların boş zamanlarını feminist bir bakış ve yöntemle ele alan çalışmalar artmış ve bir feminist boş zaman literatürü oluşmuştur.

Bazı radikal feministler, endüstriyel dönemde erkeklerin yaşamlarına referansla geliştirilen, merkezinde istihdam ve özgür seçim algısının olduğu boş zaman kavramının, hayatları ev işleri, çocuk bakımı ve aile içi rol beklentileri gibi sorumluluklarla örülü olan kadınlar için bir anlam ifade edemeyeceğini, dolayısıyla geleneksel boş zaman araştırmalarının kadınlar için geçersiz olduğunu ve feminist bakış açısıyla yeni kavram ve metodolojilerin oluşturulması gerektiğini savunurlar (Henderson, 1990; Leslie, 1989).

Kadınların boş zamanlarının anlaşılmasının önündeki en temel problem, boş zamanın ücretli iş/iş dışı zaman ikilemiyle tanımlanmasıdır. Buna göre, boş zaman kişinin ücretli istihdamdan uzaklaştığı ve ne yapıp ne yapmayacağını “özgürce” seçtiği zamana tekabül eder. Bu kavramsallaştırma ücretli bir işte çalışmayıp, tüm gününü ev emeği, bakım emeği gibi ücretsiz işleri yaparak geçiren kadınların bu işlerde harcadıkları zamanın boş zaman olarak görülerek değersizleştirilmesine yol açar.

Bir diğer problem ise boş zamanın aktivite eksenli tanımlanmasıdır. Bu yaklaşımda kadınların boş zamana yönelik öznel algıları ve geçirdikleri zamanın niteliksel boyutu göz ardı edilir. Oysa “bir aktiviteyi boş zaman yapan şey aktivitenin kendisi değil, deneyimin kalitesidir” (Henderson, 1990: 232). Kadınların boş zamanları, ücretli işlerde çalışsalar dahi,  ikili iş yükünü (dual burden) içinde barındırır ve çok fazla kesintiye uğrar (Bittman & Wajcman, 2000). Örneğin, arkadaşlarıyla buluşmak için altın gününe giden kadın çocuğunu da yanına alır. En sevdiği dizinin son bölümünü izlemek için ekran karşısına oturan kadın aynı zamanda akşam yemeği için fasulye ayıklar. Kadınlar için boş zaman, yaşamlarının diğer yönlerinden kolayca ayırabilecekleri ayrı bir alana işaret etmez. Bunun önündeki en büyük engel, “boş zamanın bir erkek ayrıcalığı olduğunu içinde barındıran cinsiyetçi iş bölümüdür” (Deem, 1985: 214.)

Boş zaman kavramının özünde bulunan “seçim özgürlüğü” de kadınlar için sorunludur. Ev içinde geleneksel cinsiyet rolleriyle iç içe olan kadınlar, kamusal alana çıktıklarında ise patriyarkal kontrol mekanizmalarıyla karşı karşıya kalırlar. Kadınların boş zamanı, patriyarkal toplumun onlar için nelerin “kadınsı” davranışa uygun olduğu varsayımlarıyla sınırlandırılır. Bu da kadınların “kabul edilebilir” boş zaman faaliyetlerine yönelmelerini sağlar (Green vd., 1990). Ayrıca kadınlar kamusal alanlarda şiddet ve cinsel taciz korkusuyla sürekli temkinlidir. Özellikle geceleri tehlikeli olan kent yaşamı kadınların boş zaman etkinliklerini gündüzle sınırlamalarına neden olur. Bütün bunlar göz önüne alındığında kadınların, boş zamanları söz konusu olduğunda ne derece seçim özgürlüğüne sahip oldukları ya da olabilecekleri tartışmalıdır.

Feminist araştırmacılar boş zamanı, “zaman ve aktivite bağlamında ortaya çıkan bir deneyim olarak” tanımlayarak geleneksel görüşün yarattığı problemleri aşmaya çalışmışlardır. Boş zaman deneyiminde bir kadının hangi aktiviteyi yaptığının ya da onu ne zaman yaptığının bir önemi yoktur. Önemli olan o deneyimle ilgili nasıl hissettiğidir (Bialeschki, 1989: 232). Boş zamanı deneyim olarak kavramak geçirilen zamanın niteliksel yönünü ortaya çıkaran, kadınların anlatılarını merkeze koyan, gündelik hayatla ilişkili bir teori geliştirmeye imkan sağlar. Kadınların büyük bir çoğunluğu için boş zaman bir anlam ifade etmemektedir. “Kadınlara doğrudan boş zamanları olup olmadığı sorulursa, çoğu gülecek ve “Boş zaman mı, o da ne? Boş zamanımız yok!” diye cevap vereceklerdir (Deem, 1986: 17).

Kadınlar boş zamanı kendileri için bir hak olarak görmekten de uzaktır. Kadınların boş zaman algıları üzerine yapılan araştırmalar, erkeklerin ücretli veya ücretsiz hiçbir işe bulaşmadıkları boş zamana içsel motivasyonla özgürce katıldıklarını ve bunu  hakları olarak gördüklerini; buna karşın kadınların böylesi bir hak talebi ve duygusundan mahrum olduklarını göstermiştir (Deem, 1985; Bialeschki, 1989). Deem (1985), boş zamanın kadınlar için de bir hak haline gelmesi için bazı öneriler sunar ve feministleri bir “feminist boş zaman siyaseti” geliştirmeye davet eder. Feminist boş zaman siyaseti, kadınların “boş zaman yoksulluğunu” ve bu yoksulluğa etki eden yapısal ve ideolojik etkileri gözler önüne serer. Özel ve kişisel olarak görülen boş zaman deneyiminin politik doğasına vurgu yapar.

Feminist araştırmacılar, boş zamanın kadınlar için direniş ve güçlenme alanı olabileceğine işaret ederler. Boş zaman kadınların patriyarkal kontrole meydan okuma, cinsiyet rollerini tersine çevirme ve bireysel kimlikler yaratma imkanlarını içinde barındırır. Buna göre, kadınların “kadınsı” olarak görülmeyen boş zaman faaliyetlerine katılmaları kendilerini sınırlandıran cinsiyet rollerine karşı bir başkaldırıdır. Postyapısalcı feministlere göre ise kadınlar “kendini gerçekleştirme” ve “kendini iyileştirme” gibi performatif eylemlerle bireysel olarak güçlenerek kendilerini sınırlayan iktidar güçlerine direnirler (Freysinger & Flannery, 1992; Shaw, 2001; Wearing, 1998).

Boş zaman deneyimi kadınlar arasında da farklılık gösterir. Kadınların sahip oldukları sınıf, cinsel yönelim, ırk ve kimliğe ve yaşadıkları coğrafyadaki baskın sosyo-kültürel yapıya göre boş zaman deneyimlerinin anlamı ve içeriği değişir. Özellikle 2000’den itibaren Batılı olmayan ülkelerdeki kadınların boş zaman deneyimlerini konu alan çalışmaların sayısı hızla artmaya başlamıştır (Henderson, 2013).

Türkiye’de yapılan araştırmaların sayısı ise henüz çok azdır. Feminist bir perspektifle Türkiye’de yaşayan kadınların boş zaman deneyimlerine ışık tutan iki önemli çalışmadan bahsedilebilir. Ebru Karayiğit (2015), “Gendered Fields in Women’s Leisure Time Experiences: The Case of ‘Gün’ Meeting in Ankara” başlıklı yüksek lisans çalışmasında Türkiye’de kadınların en yaygın “cinsiyetlendirilmiş boş zaman faaliyeti” olan gün toplantılarını Ankara’daki iki farklı gün grubu üzerinden inceler. Gün toplantılarının ev temizliği, yemek yapımı, çocuk ve torun bakımı gibi yükümlülüklerle iç içe olduğunu dolayısıyla ev içi rollerin yeniden üretimine katkı sağlayan bir boş zaman faaliyeti olduğunu vurgular. Ayrıca çalışmasında gün toplantılarını kamusal alanda yapan kadınların ne tür patriyarkal kontrol mekanizmalarıyla karşı karşıya kaldığını da gösterir. “Women’s Leisure in Urban Turkey: A Comparative Neighbourhood Study” başlıklı doktora tez çalışmasında ise Gökben Demirbaş (2018), Bursa’nın sınıfsal olarak birbirinden farklı iki mahallesinde, kadınların gündelik yaşamdaki boş zaman deneyimlerini inceler. Sınıfın kentsel boş zaman alanlarını nasıl şekillendirdiğinin, patriyarkal ailenin namus retoriğini kullanarak kadınların boş zaman faaliyetlerini nasıl kısıtladığının ve farklı sınıftan kadınların boş zaman deneyimlerinin karşılaştırmalı bir analizini sunar.

Covid-19 pandemisiyle uzun süredir neoliberal politikalarla desteklenen kadın emeğinin esnekleşmesi süreci hız kazanmıştır. Salgın sürecinde evden çalışan kadınlar bir yandan uzun ve esnek çalışma saatleriyle bir yandan da artan bakım ve ev içi yükümlülüklerle karşı karşıya kalmıştır. Ev-işyeri ayrımının ortadan kalması, ücretli ve ücretsiz emeğin iç içe geçerek tüm güne yayılmasıyla kadınlar için yaşam, bitmek tükenmek bilmeyen uzun bir mesaiye dönüşmüştür. Pandemi süreci, kadınların “boş zaman yoksulluğunu” iyice derinleştirmiştir. Buna rağmen medya aracılığıyla kadınlar karantina sürecini nasıl daha “üretken” geçirebileceklerine dair öneri yağmuruna tutulmuştur. Pandeminin başında kurulan “Lazy Women” tam da bu söyleme karşı, kadınların “tembellik hakkı”nı savunan bir platform olarak ortaya çıkmıştır.[1]

Kadınların boş zaman ve “tembellik hakkı”nı yüksek sesle dile getirmenin elzem olduğu bir dönemden geçiyoruz. Feminist bir boş zaman siyasetine giden yolun taşları tam da bugünkü deneyimlerimizin içinde.

 

Kaynakça

Bialeschki, M. D. (1989). A Leisure of One’s Own: A Feminist Perspective on Women’s Leisure. London: Routledge.

M., & Wajcman, J. (2000). The Rush Hour: The Character of Leisure Time and Gender Equity. Social Forces, 79(1), 165-189.

Deem, R. (1985). The Politics of Women’s Leisure. The Sociological Review, 33(1), 210-228.

Deem, R. (1986). All Work and No Play?: A Study of Women and Leisure. Milton Keynes: Open University Press.

Demirbaş, G. (2018). Women’s Leisure in Urban Turkey: A Comparative Neighbourhood Study (PhD Thesis). University of Glasgow: Glasgow.

Freysinger, V. J., & Flannery, D. (1992). Women’s Leisure: Affiliation, Self-Determination, Empowerment and Resistance? Loisir et Société / Society and Leisure, 15(1), 303-321.

Green, E., Woodward, D., & Hebron, S. (1990). Women’s Leisure, What Leisure?: A Feminist Analysis (1990). London: Palgrave.

Henderson, K. A. (2013). Feminist Leisure Studies: Origins, Accomplishments and Prospects. T. Blackshaw (Ed.), Routledge Handbook of Leisure Studies (pp. 26-40). London: Routledge.

Henderson, K. A. (1990). The Meaning of Leisure for Women: An Integrative Review of the Research. Journal of Leisure Research, 22(3), 228-243.

Karayiğit, E. (2015). Gendered Fields in Women’s Leisure Time Experiences: The Case of “Gün” Meetings in Ankara (Yüksek Lisans Tezi). Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara.

Leslie, B. (1989). Women and Leisure: Beyond Androcentricism. E. L. Jackson and T. L. Burton (Ed.), Understanding Leisure and Recreation: Mapping the Past, Charting the Future. içinde (247-279). State College PA: Venture Publishing.

Shaw, S. M. (2001). Conceptualizing Resistance: Women’s Leisure as Political Practice. Journal of Leisure Research, 33(2), 186-201.

Wearing, B. M. (1998). Leisure and Feminist Theory. London: Sage.

 

[1] https://www.5harfliler.com/kadinlarin-tembellik-hakki-uzerine-lazy-women-ekibinden-zsofi-ve-bori/ (Erişim Tarihi: 14.04.2022)

 

 

Yayınlanma Tarihi: 29.07.2022

 

Leave a Reply