Feminist dalganın mobilize ettiği erkeklik hareketlerini üç sarmal süreçle izlemek mümkün: Cinsiyet rolleri teorisiyle gelişen erken dönem erkeklik hareketleri (1960-1985); toplumsal cinsiyetin iktidar bağlamında eleştirisinin yükselişi ve uluslararasılaşırken kutuplaşan erkeklik hareketleri (1985-2000); toplumsal inşa tartışmalarıyla birlikte fraksiyonlara ayrılan aktivizm.

Erken dönem erkeklik hareketleri, cinsiyet rollerine karşı kadınların öncülük ettiği biçimiyle bilinç yükseltme grupları oluşturdular. Bu gruplar farklı karakterlere sahipti ve kayda değer çalışmalar iki eğilim etrafında yoğunlaştı: Erkeklerin kurtuluşunu savunanlar ve cinsiyetçiliğe karşı çıkan pro-feministler (Pease, 2000: 40-41). Erkeklerin kurtuluşunu savunan gruplar, erkekler üzerinde duygusal/psikolojik baskı yaratan kalıplaşmış cinsiyet rollerini eleştirip sosyal açıdan erkeklerin de kadınlar kadar ezildiğini iddia ederek, erkek dayanışmasını örgütleyen gruplardı. Pro-feminist bilinç yükseltme gruplarında ise erkek egemen sistemin kurumsallaşmış yaşam biçimi eleştiriliyor, feminizmin ve gay özgürlük hareketinin etkisiyle homofobi, cinsiyet eşitsizlikleri, ataerki, erkeklerin ayrıcalıkları ve kadına yönelik şiddet tartışılıyordu.

Kadın mücadelesinin erkek şiddetine karşı radikal bir paradigma ile hareket ettiği ve yankı uyandırdığı 1970’lerin sonlarına doğru, Batı’da bir takım erkek grupları harekete geçerek günümüze dek ulaşan organizasyonlar kurdular. Genellikle yerel olan bu örgütlülükler, ulusal düzeyde etki edecek MenEngage isimli, uluslararası bir network de oluşturdular (Flood, 2014: 36).

1970’lerde üniversitelerde Kadın Çalışmaları bölümlerinin açılmasının ardından tartışmalı bir adlandırma olmakla birlikte erkek çalışmaları (men’s studies) alanı açıldı. 1980’lerin ortalarına doğru tıpkı feminist harekette olduğu gibi pro-feminist çalışmalarda da toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine eşlik eden diğer sorunlar (ikili cinsiyet rejimi, kimlik, ırk, din, sınıf vd.) gündeme geldi. Böylece pro-feminizmin beyaz, orta sınıf, heteroseksüel erkekler tarafından domine edildiği eleştirisi yaygınlaştı; erkekler ve erkeklikler arasındaki farklılıklara vurgu yapan çalışmalar çoğaldı (Ashe, 2007: 17).[1]

1980’lerin başlarında yerel gruplar etrafında örgütlenen anti-seksist ve şiddet karşıtı oluşumlar Amerika’da National Organization for Changing Men gibi ulusal düzeyde organizasyonlara dönüştüler. 1980’lerin ikinci yarısı ise sosyal aktivizmin ulus-aşırı eylemlere hazırlandığı bir döneme tekabül eder.

Erkeklik hareketlerinin “erkeklerin kurtuluşu”nu savunan kanadı da, uluslararası konferanslar ve örgütlenmeler kurarak anaakımlaşır. Erkeklik hareketlerinin kutuplaşması ise bu hareketin devleti ve otoriteyi besleyen dirsek temasları sonrası belirginleşir: Bir yanda ikili cinsiyet rejimini sorgulayan, LGBM ve feminizmin radikal kanadı ile ilişkilenen profeministler; diğer yanda ise anti-feminist, homofobik, devlet otoritesinden beslenen erkek grupları gelişir. Ancak 1980’lerin ikinci yarısından 2000’lerin başına kadar sürdürülen erkeklik hareketlerinin büyük bir kısmı zamanla sönümlenir.

Toplumsal cinsiyet çalışmalarının anaakımlaşmasının yanı sıra biyolojik cinsiyete dair eleştirel yaklaşımların çoğalması ve queer teorinin öne sürdüğü tartışmalar, 2000’li yıllardan sonra, hem akademik alanı hem de aktivizmi söylemsel ve eylemsel açıdan sarstı. Cinsiyetin sosyal inşasını derinleştiren bu çalışmalar heteromormativiteyi sorgulayarak, cinsiyet eşitsizliklerinin bedenselleşmiş kalıplarını öznel ve performatif süreçler olarak tanımlıyordu. Böylece hareketin pro-feminist kanadı Queer, Trans ve Post-Feminist teorilere yakınlaştı ve özellikle #meetoo hareketi sonrasında sosyal medya başta olmak üzere çeşitli platformlarda örgütlendi. Erkek hakları hareketinin devamcısı olan grupların en bilineni ise Red-Pills isimli anti-feminist oluşumdur.

Türkiye’de erkeklik hareketlerini ise üç uğrakta incelemek mümkün. Bunlardan ilki, geç Osmanlı-erken Cumhuriyet dönemlerindeki modernleşme çabalarına tekabül eder. Osmanlı İmparatorluğu’nda on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde eğitimli kadınlar etrafında gelişen feminist hareket, dönemin dergileri aracılığıyla yayılır. Modernleşme-Batılılaşma politikalarının aktörü olan erkekler de feminizmle özel olarak ilgilenirler. Kandiyoti (1997:190) bu durumu nitelerken “erkek feminizmi” kavramını kullanır. Ortadoğu coğrafyasına özgü olarak tanımlanan erkek feminizmi; “kadınlar üzerinde her türlü denetim hakkına sahip oldukları halde, erkeklerin kadınların özgürleşmeleri yönünde ortaklaşa çaba göstermeleri”nin ifadesidir. Cevdet Paşa, Ziya Gökalp, Ahmet Rıza gibi dönemin ‘aydın’ları çeşitli metinlerinde feminizmi överler ve Türklerin yaşayış biçiminin feminist olduğunu iddia ederler (Gökalp, 1968; Cevdet, 2008; Ahmet Rıza’dan aktaran Şimşek, 2017) Nitekim bu çaba erken cumhuriyet döneminde de sürdürülür, erkek feminizmi “devlet feminizmi” biçimini alır. Böylelikle erken cumhuriyet döneminin reformları kadınların kamusal alanda kimi kazanımlar elde etmesini sağlar.

Feminist hareketin toplumsallaşması ile eş zamanlı sayılabilecek anti-militarist hareketler ise bir diğer uğraktır. Anti-militarist örgütlülükler Türkiye’de ilk kez 1989 yılında Tayfun Gönül’ün vicdani reddini açıklamasının ardından fiilen başlar. Günümüze kadar (Nisan 2020) toplam 589 kişi resmi olarak vicdani reddini beyan eder.[2] Anti-militarizmin yanı sıra cinsel, dini, etnik ayrımcılık karşısında da reaksiyon gösteren vicdani ret hareketi çeşitli eylemler, imza kampanyaları, seminerler vs. ile çalışmalarını sürdürüyorlar.

Son uğrak ise adıyla sanıyla “erkeklik hareketi” olarak ifadesini bulan sosyal aktivizm ve akademik alandaki erkeklik araştırmalarıdır. Türkiye’de erkekler tarafından oluşturulan egemen erkeklik karşıtı ilk hareket Biz Erkek Değiliz İnisiyatifi’dir (BEDİ). 2008 yılında İtalyan sanatçı Pippa Bacca’nın tecavüz edilerek öldürülmesini protesto etmek için düzenlenen eylemin ardından kurulmuştur. BEDİ, “Toplumda hakim olan erkeklik biçimlerine, cinsiyetçiliğe, dayatılmış cins kimliklerine ve homofobiye karşı olan anti-otoriter bir erkek inisiyatifidir.” (Biz Erkek Değiliz İnisiyatifi, 2009).  Aynı dönemde, gay olduğu için babası tarafından katledilen Ahmet Yıldız’ın davalarının[3] da takipçisi olur. 2011 yılında BEDİ’nin organizasyonunu sağlayan aktörlerin dağılması sonucu hareket etkisini yitirir.

2012 yılında, “kürtaj yasağı” tartışmalarına karşı bir grup erkek harekete geçerek Cinsiyet Ayrımcılığından, Heteroseksizmden ve Eril Şiddetten Rahatsız Erkekler inisiyatifini kurar. Rahatsız Erkekler, akademideki çalışmaların eylemlerle birleşmesi yönünde girişimde bulunmakla birlikte, erkekler arasında düzenlenen kadınlara kapalı atölye çalışmaları (örneğin “Erkeklik ve İktidar İle Yüzleşme” Atölyesi) da yürütür.  İki yıl sonra Ataerkiye Karşı Erkekler (AKE) adını alan grup, aralarından bir erkeğin, partneri olan bir kadına şiddet uygulaması ile gündeme gelir ve sonrasında kendini fesheder.

Akademik alanla bağlantılı bir diğer erkeklik örgütlenmesi de Erkek Muhabbeti isimli gruptur. 2010 yılında Sosyal Kalkınma ve Cinsiyet Eşitliği Politikaları Merkezi (SOGEP) bünyesinde bir proje olarak başlayan Erkek Muhabbeti grubu, atölyeler düzenleyen bir sivil toplum örgütü gibi çalışır (Karaca, 2012). Bu çalışmalar, uzun soluklu bir harekete dönüşmese de akademik alandaki çalışmalara eklemlenir. Üyelerinden Mehmet Bozok, 2014 yılında düzenlenen 1. Uluslararası Erkekler ve Erkeklikler Konferansının düzenleyicilerinden olup aynı zamanda Bianet’te 52 hafta 52 erkek isimli bir proje yürütür.

2013 yılında kurulan Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi akademik çalışmalar yürüten bir oluşumdur. Şubat 2014’ten beri Masculinities Journal dergisinde Türkiye ve dünyada erkeklik çalışmaları alanında üretilen makaleleri yayımlamaktadır. Ayrıca atölye ve sempozyum gibi çalışmalar yürütür. 2019 yılında düzenlenen II. Uluslararası Erkekler ve Erkeklikler Sempozyumu’nun örgütleyicilerindendir.

Toplumsal cinsiyet kavramının anaakımlaşması sonrası, 2018 yılında Yanındayız Derneği kurulur. Derneğin kurucuları arasında Mert Fırat, Yekta Kopan, Ahmet Ümit gibi isimlerin yanı sıra, Sabancı Holding, Pegasus Hava Yolları, Mavi Jeans gibi şirketlerin yöneticileri olan erkekler yer alır. Yanındayız Derneği kadına yönelik şiddet, cinsiyetçi iş bölümü, kadınların istihdama katılması gibi alanlarda projeler üretir, söyleşi, seminer, panel gibi etkinlikler ile farkındalık yaratmaya çalışır.

Online aktivizm yaratma çabasındaki Erktolia, Fransa’da 2014’te kurulan Macholand isimli internet sitesinden esinlenerek Türkiye’de bir eylem platformu oluşturur (Gürcü, 2015). Dünyadaki diğer ülkelerde de yaygınlaşmayı hedefleyen grup, politikacıların, sanatçıların, şirketlerin, markaların, medyanın ve basının cinsiyetçi dilini teşhir ve protesto eden çevrimiçi bir mücadele platformu olarak tanımlanır (Tahaoğlu, 2015). Sosyal medya aktivizminin bir diğer örneği olarak, bireysel bir çaba ile “kadınsız toplantıları takip ederek internet üzerinden teşhir eden akademisyen Barış Gencer Bayhan da, 2017’den beri dikkat çekmeye çalıştığı bu sorunu daha geniş kapsamda duyurmaya çaba gösteriyor.

 

Kaynakça

Anonim. (1977). İlerici Kadınlar Derneğinin Kuruluşu. Ankara: İlerici Kadınlar Derneği Yayınları- Çark Matbaası.

Anonim. (2009, Nisan). Biz Erkek Değiliz İnisiyatifi. 20 Şubat 2020 tarihinde Biz Erkek Değiliz İnisiyatifi: http://bizerkekdegilizinsiyatifi.blogspot.com/ adresinden erişildi.

Ashe, F. (2007). The New Politics of Masculinity. London and New York: Routledge.

Cevdet, A. (2008). İçtihad’ın İçtihadı. M. Gündüz (Der.). Ankara: Lotus.

Flood, M. (2014). Men’s Antiviolence Activism and the Construction of Gender-Equitable Masculinities. À. Carabí, & J. M. Armengol (Ed.), Alternative Masculinities For A Changing World içinde (s. 35-50). New York: Palgrave Macmillan.

Gökalp, Z. (1968). Türkçülüğün Esasları. Ankara: Varlık.

Gürcü, D. (2015, Mart 21). Erktolia: Cinsiyetçiliğe karşı harekete geç! T 24. https://t24.com.tr/yazarlar/dilara-gurcu/erktolia,11513.

Kandiyoti, D. (1997). Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar (Ş. Tekeli vd., Çev.). İstanbul: Metis.

Karaca, E. (2012, Aralık 3). Erkekler erkekliklerini sorguluyor. Cumhuriyet.   http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/diger/387888/_Erkekler_erkekliklerini_sorguluyor_.html

Pease, B. (2000). Recreating Men Postmodern Masculinity Politics. Londra: Sage.

Saraçgil, A. (2005). Bukalemun Erkek. İstanbul: İletişim.

Şimşek, A. (2017). II. Meşrutiyet Döneminde Batılılaşma Etkisinde Yapılan Feminizm Tartışmaları. Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, 61, 341-364.

Tahaoğlu, Ç. (2015, Mart 16). “erktolia” Cinsiyetçi Dilden Usananları Çağırıyor. Bağımsız İletişim Ağı. https://m.bianet.org/bianet/kadin/163057-erktolia-cinsiyetci-dilden-usananlari-cagiriyor.

 

[1] Toplumsal cinsiyet ve iktidar, erkeklik krizi, çoğul erkeklikler, hegemonik erkeklik, erkeklerin hegemonyası ve daha pek çok kavram bu dönemde üretilmiştir.

[2] 18 Nisan 2020 tarihinde https://vicdaniret.org/category/retaciklama/ web sitesinden erişilmiştir.

[3] Türkiye’de ilk “eşcinsel namus cinayeti’ olarak adlandırılmaktadır.