İdil Soyseçkin

İstihdam, mevcut işgücünün işveren tarafından ücret karşılığı ya da ücretsiz çalıştırılmasıdır. İşgücü ile istihdam birbirlerinden farklı kavramlardır: İşgücü halihazırda çalışanlar (istihdamdaki bireyler) ile çalışmaya hazır ama işsiz bireylerin toplamıdır. Dolayısıyla toplam işgücünden istihdamda olan mevcut kişi sayısını çıkardığımızda işsizlik sayısına ulaşırız.

Kadınların hem istihdama hem de işgücüne katılımı, ülkeden ülkeye değişse de, tüm dünyada hala erkeklerin gerisindedir. Kadın istihdamı, ataerkil kapitalist toplum yapısından kaynaklanan hane içinde cinsiyete dayalı eşitsiz işbölümü, çocuk ve yaşlı/engelli bakım hizmetlerinin yetersizliği ve cinsiyetçi işgücü piyasası dolayısıyla olumsuz yönde etkilenmektedir.

Hane içinde cinsiyete dayalı işbölümü basitçe erkeğin evin geçiminden sorumlu olması, kadının ise haneye ait tüm işler (yemek, bulaşık, çamaşır vb.) ve çocuk/diğer aile bireylerinin bakımından sorumlu tutulmasıdır. Hane içindeki bu eşitsiz işbölümü, hem kamusal alandaki eşitsizliği besler hem de bu eşitsizlik tarafından yeniden üretilir. Bu işlere harcanan aynı zamanda görünmeyen emektir.

Kadınların istihdamda karşılaştıkları ayrımcılıklardan bazıları şöyledir:

Eş değer işe eşitsiz ücret. Aynı eğitime ve deneyime sahip olsa bile kadınlar tüm dünyada ortalama olarak erkeklerin dörtte biri oranında daha az maaş alırlar. Ancak bu ücret farklılığı beyaz orta sınıf bir kadın ile erkek arasındaki orandır. Etnik farklılıklar hem kadınların kendi arasında hem de beyaz ya da diğer erkeklere göre kazançlarında ciddi düşüşler yaratır (Bkz. Kesişimsellik).

Cam tavan. Bir işte yükselme olanağı, eğitim imkanı, çeşitli promosyonlar öncelikle ve çoğunlukla erkeklere tanınmaktadır. Kadınların yoğun olarak çalıştığı ve kadınlara özgülenen işlerde dahi yukarı pozisyonlara doğru çıktıkça kadınların sayısının azaldığını görürüz. İşte yükselmede ve diğer olanaklarda fırsat eşitliğinden bahsedilse de gerçek eşitlik söz konusu değildir ve kadınların önünde görünmeyen engeller vardır. Bu engellere cam tavan adı verilir. Kavram ilk kez Maryln Loden tarafından 1978 yılında kullanılmıştır.[1]

Yapışkan zemin. Cam tavan ile birlikte kadın istihdamını anlatan diğer bir kavram da yapışkan zemindir. Kariyer olanağının kapalı olduğu, düşük ücretli, yukarı ya da yanlara hareket etmenin sınırlı olduğu işlerde yapışıp kalmak anlamına gelir.[2]

Annelik cezası. Anneliğin ataerkil kapitalizm içerisinde babalar tarafında yaşanmayan bir bedeli vardır. Bu bedel istihdamdaki annelerin gelirlerinin düşük olmasının yanında belirli bir dönem çalışma hayatından çekilerek çocuk baktıkları için tüm yaşamları boyunca elde edecekleri gelirin de azalması anlamına gelir. Ayrıca iş deneyimlerinin sekteye uğramasına ek olarak, kadınlar çocuk bakım yükümlülükleri ile çelişmeyecek ve dolayısıyla da daha az kazanacakları (örneğin yarı zamanlı) işlere yönelirler. Daha az kazanmalarının diğer bir nedeni, çocuk bakım yükünün yarattığı yorgunluğun verimliliklerini azaltmasıdır (Budig ve England, 2001). İşverenler de kadınların yeniden-üretim faaliyetleri içerisinde olan hamilelik, doğum izni, çocuk bakımı gibi durumlarla ilgili maliyetleri üstlenmek istemediğinden, onları işe almayı daha az tercih ederken “potansiyel” anneliklerinden kaynaklı olarak erkeklere göre farklı davranırlar.

Türkiye’de kadınların işgücüne ve istihdama katılımı hem çok düşük hem de erkeklerin bir hayli gerisinde seyretmektedir. Toplumun temelindeki güçlü ataerkil yapı nedeniyle kadınların çalışmasına olumsuz anlamlar yüklenirken kadınların asıl görevinin haneye ait işler ve özellikle çocuk bakımı olduğu düşüncesi yaygındır. Son yıllarda yükselen muhafazakarlık ve (neo)liberal politikalar ailecilik anlayışının daha da derinleşmesini getirmiştir. (Neo)liberal politikalar sosyoekonomik eşitsizlikleri arttırarak sosyal refah uygulamalarını gerilettiğinden, bu alanda açılan hizmet açığının kadınlar tarafından yüklenilmesi için aileci politikalar giderek derinleştirilmektedir.

Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde tek kazananlı hanelerin geçinmesinin mümkün olmaması, kadınların da işgücüne katılmaları sonucunu getirmektedir. Ancak kadınlar işgücüne dahil olsa bile, istihdam olanaklarının sınırlılığı ve kötü çalışma koşulları dolayısıyla işsizlikle baş başa kalmaktadır. İşsizlikteki genel yükselişin yanı sıra genç işsizliği, özellikle de genç kadın işsizliği giderek artmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yüksek işsizliğin getirdiği sonuçlardan birisi reel ücretlerin gerilemesidir. Yani kabaca ücretler artsa ya da sabit kalsa dahi satın alma gücü enflasyondaki artış dolayıyla azalmaktadır. Kadınlar istihdamda yer aldıklarında dahi aileci politikalar çerçevesinde daha da yaygınlaşan esnek ve güvencesiz çalışma biçimleri dışında seçenekleri çok azalmış durumdadır. Türkiye’de kayıt-dışı yani herhangi bir sosyal güvence olmadan çalışma, kadın istihdamının neredeyse yarısını oluşturmaktadır.

Kadınların en çok istihdam edildiği yer uzun zaman tarım olmuştur.[3] Ancak tarımdaki çözülmeyle birlikte kırdan kente göç edenlerin barınma, istihdam, eğitim vb. alanlara ulaşmada yaşadıkları zorluklar ortaya çıkmıştır (Yaman, 2010: 35). Köylerinden geldikleri kentte istihdama katılmak için gerekli eğitim, deneyim ve beceriden yoksun kalmış kadınlar, öncelikli olarak işgücü dışında kalan kesim olmuştur. İstihdama katılabilenler ise güvencesiz ve ağır çalışma koşulları ile tekstil sektörü ya da evlerde bakıcılık ve/veya temizlikçilik gibi işlerde yer bulabilmişlerdir.

Türkiye’de kadın istihdamı ve eğitim arasındaki kuvvetli bir ilişki vardır. Eğitim seviyesi arttıkça kadınların işgücüne katılımı ve istihdamı da artmaktadır. Ancak eğitimli kadınlarda işsizlik de daha düşük eğitime sahip kadınlara göre fazladır. Bunun nedeni ise çalışmak isteseler dahi emek piyasasının onlara sundukları işlerin hem nicelik hem nitelik açısından yetersiz kalmasıdır. Ayrıca, üniversite ve daha üstü mezun kadınların işsizlik oranı OECD ortalamasının çok üzerindedir.[4] Türkiye’de özellikle de mühendislik, madencilik gibi erkek yoğun alanlardaki işe alımlarda cinsiyete dayalı ayrımcılık yaygın bir şekilde yaşanmaktadır (Dedeoğlu, 2009: 49). Cinsiyete dayalı sektörel ve mesleki ayrışma Türkiye’de yaygındır. Sanayide hizmet sektörüne göre çok daha az sayıda çalışan kadınlar tekstil, konfeksiyon ve gıda-içecek işkollarında yoğunlaşmaktadır (Toksöz, 2012: 191).

Kadınların istihdamının önündeki en büyük engel, tüm dünyada haneye ait işler ve özellikle de çocuk bakım sorumluluğudur. İlköğretim ve lise mezunu kadın sayısı Türkiye’de yoğundur ve bu kadınların işgücüne katılımı çoğunlukla evlilik ya da doğum öncesi, genç yaşta ve kısa süreliğine ya da evin erkek üyesinin işsizliği ya da gelir yetersizliği durumunda mümkün olmakta ve eğitim ve diğer olanaklara sınırlı ulaşmaktan kaynaklı olarak düşük vasıflı olarak nitelendirilen işlerde, kötü çalışma koşullarında ve büyük oranda kayıt dışı çalışmak zorunda kalmaktadırlar (İlkkaracan, 2012: 213-214).

Türkiye’de istihdam stratejisi, son yıllarda Avrupa Birliği ile uyumlu bir şekilde güvenceli esneklik yaklaşımını yaygınlaştırma eğilimi göstermektedir (Yaman, 2016: 29). Güvenceli esnek çalışma için kadınlar en uygun adaylar olarak görülmektedir. Yarı-zamanlı çalışma tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de özellikle kadınlar açısından yaygın bir şekilde propagandası yapılan bir çalışma biçimidir. Oysa kadınların hem yarı-zamanlı çalıştığı hem de haneye ait işlerini aksatmadığı bu model,  yarı ücret ve emekliliğin tamamen imkansızlaşması anlamına gelmektedir.

Türkiye’de ilköğretim öncesi çocukların bakımı yoğun bir biçimde aileler -çoğunlukla da ailenin kadın bireyleri- tarafından yerine getirilir. Özellikle üç yaş altı çocuk bakım olanağı yok denecek kadar azdır; kurumsallaşmış bakım -özel okullar dahil- son derece zayıftır (Ecevit, 2012: 230). Var olan devlet kurumlarının kapasitesi çok sınırlı kalırken, özel okulların da ücretleri yüksektir. Dolayısıyla belirli bir gelir seviyesine sahip haneler dışında çocuk bakımı kadınlar tarafından üstlenildiğinden, bu durum işgücü piyasasından geçici ya da temelli çekilmeleri anlamına gelmektedir.

Kadınların insana yaraşır işlerde istihdamının arttırılması için neler yapılabilir sorusunun cevabı için konuyla ilgili uzun yıllardır çalışan Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG)  Platformu’nun dile getirdiği politika önerilerine bakmak faydalı olacaktır.[5]

 

Kaynakça

Acar-Savran, G. (2008). İkinci basıma önsöz. G. Acar-Sacran ve N. Tura Demiryontan (Ed.), Kadının görünmeyen emeği içinde (s.9-16). İstanbul: Yordam Kitap.

Budig, M. J. ve England P. (2001). The wage penalty for motherhood. American Sociological Review, 66 (2), 204-225.

Dedeoğlu, S. (2009). Eşitlik mi, ayrımcılık mı? Türkiye’de sosyal devlet, cinsiyet eşitliği politikaları ve kadın istihdamı. Çalışma ve Toplum, 2009 (2), 41-54.

Ecevit, Y. (2012). Feminist sosyal politika bağlamında Türkiye’de çocuk bakımı ve erkek çocukluk eğitimine iki paradigmadan doğru bakmak. A. Makal ve G. Toksöz (Ed.), Geçmişten günümüze Türkiye’de kadın emeği içinde (s.220-265). Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınevi.

İlkkaracan, İ. (2012). Feminist politik iktisat ve kurumsal iktisat çerçevesinde Türkiye’de kadın istihdam sorununa farklı bir yaklaşım. A. Makal ve G. Toksöz (Ed.), Geçmişten günümüze Türkiye’de kadın emeği içinde (s.201-219). Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınevi.

Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) Platformu (2014). Esnekleşme ve enformalleşme kıskacında Türkiye’de kadın emeği ve istihdamı: Politika metinleri çerçevesinde bir analiz. KEİG. http://www.keig.org/esneklesme-ve-enformallesme-kiskacinda-turkiyede-kadin-emegi-ve-istihdami-eylul-2014/

Morgan, M. S. (2015).   Glass ceilings and sticky floors: Drawing new ontologies. Economic History Working Papers, 228/2015.

Toksöz, G. (2012). Kalkınmada farklı yörüngeler: Kadın istihdamında farklı örüntüler ışığında Türkiye’de kadın istihdamı. A. Makal ve G. Toksöz (Ed.), Geçmişten günümüze Türkiye’de kadın emeği içinde (s.168-200). Ankara Üniversitesi Yayınevi: Ankara.

Yaman, M., (2010). Ücretli iş ve ücretsiz bakım emeği:1980’lerden 2000’lere. M. Yaman Öztürk ve Dedeoğlu S. (Ed.), Kapitalizm, ataerkillik ve kadın emeği içinde (s. 25-78). Sav Yayınları: İstanbul.

Yaman, M. (2016). Türkiye’de sanayi ve istidam stratejileri çerçevesinde kadın istihdamının yönelimleri. M. Yaman Öztürk ve Dedeoğlu S. (Ed.), Kapitalizm, ataerkillik ve kadın emeği: Neoliberal ve muhafazakar dönem içinde (s.11-46). Sav Yayınları: İstanbul.

 

 

[1] BBC (2017, 13 Kasım). 100 Women: ‘Why I invented the glass ceiling phrase’. BBC. https://www.bbc.com/news/world-42026266

[2] Catherina Berdie’den (1992) aktaran Mary. S. Morgan (2015).

[3] Kadınların tarımda istihdamı büyük oranda ücretsiz aile işçiliğidir. Yani aileye ait toprakta herhangi bir karşılık almadan, güvencesiz biçimde çalışmaları şeklindedir.

[4] OECD. Educational attainment and labour-force status. https://stats.oecd.org/Index.aspx?QueryId=93093

[5] KEİG (2014). Esnekleşme ve enformalleşme kıskacında Türkiye’de kadın emeği ve istihdamı. KEİG. http://www.keig.org/esneklesme-ve-enformallesme-kiskacinda-turkiyede-kadin-emegi-ve-istihdami-eylul-2014/