Tuba Torun

İngilizce bir kelime olan “stalking”, Türkçe’de “musallat olma, dadanma, sırnaşma” anlamına gelirken, İngilizce sözlükte bir avı izlemek, gizlice yaklaşmak veya bir kişiyi rahatsız edici bir biçimde sürekli olarak takip etmek olarak tanımlanmaktadır (Bağ’dan akt. Başar ve Sakallı, 2021). Türkçe’ye “ısrarlı takip” olarak çevrilen bu kavram en geniş haliyle, herhangi bir kişiye karşı gerçekleştirilen ve bu kişinin kendisinin tehlikede olduğunu hissettirecek şekilde korkmasını sağlayan ve kasıtlı olarak tekrarlanan her türlü davranış (Günay, 2012)  olarak tarif edilebilir. Örneğin istemediği halde birini telefonla birçok kez aramak, arayıp sessiz kalmak veya konuşmak, sürekli ulaşmaya çalışmak, sürekli mesaj atmak, araçla takip etmek veya peşinden yürümek, gözetlemek, hediyeler göndermek, iletişim ve haberleşme trafiğini izlemek, gizlice veya açıktan bulunduğu yerlere gelmek ısrarlı takip olarak değerlendirilebilir.

İnternet ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, “dijital” yolla uygulanan şiddet de artış göstermiştir. Israrlı takip eyleminin dijital (çevrimiçi veya siber) yollarla gerçekleştirilmesi de mümkündür. Örneğin, bir kişinin Instagram hesabında yer alan tüm fotoğraflarının altına sürekli şekilde rahatsız edici yorumlar yapıp özel mesaj kutusuna mesajlar yollamak, cevap verilmediği halde ulaşmaya çalışmak, telefonuna programlar yükleyerek takip etmek gibi.

Bir tür psikolojik şiddet biçimi olan ve suç teşkil eden ısrarlı takip eylemi, günlük dilde kullanılan “stalklama” ile karıştırılmamalıdır. Günlük dilde, biri hakkında araştırma yapmak, sosyal medya hesaplarını incelemek “stalklama” olarak ifade edilebilmektedir. Oysa ısrarlı takip çok daha farklı bir eylemdir. Bununla birlikte, ısrarlı takip teşkil eden bir eylem, aynı zamanda günlük dilde “taciz” olarak da ifade edilebilmektedir. Taciz, farklı bir suç tanımlaması olup ısrarlı takip eyleminin kendine münhasır özellikleri söz konusudur. Israrlı takibin en önemli özelliği süreklilik arz etmesi ve mağdurda ciddi bir korkuya, tedirginliğe ve endişeye sebebiyet vermesidir. Israrlı takip teşkil eden fiillerin en az iki kez tekrarlanması halinde sürekli olduğu kabul edilmektedir (Markus Aul’dan akt. Yenerer Çakmut, tarih yok).3

Israrlı takip, mağdura psikolojik olarak ciddi zararlar verebilen, mağdurun günlük yaşamını etkileyen, rutinlerini ve yaşam tarzını değiştirmesine sebep olabilen ve hatta kendini tamamen kapatmaya kadar varabilen bir şiddet türüdür. Bu bakımdan, her şiddet türü gibi kesinlikle küçümsenmemesi gerekir. Israrlı takip, her ne kadar ilk bakışta fiziki bir zarara yol açmıyor gibi görünse de, bu eylemler engellenmediğinde bir sonraki aşamanın fiziksel şiddet olduğu, araştırmalarla gözler önüne serilmiştir (Başar ve Sakallı, 2021). Her ne kadar şiddetin hafifi veya ağırı olmasa da, birçok kadın cinayetinin öncelikle hakaret ve tehditlerle başladığını unutmamak gerekir. Kadın cinayeti vakalarının %76’sında ve partner şiddeti vakalarının %67’sinde ısrarlı takip gözlenmektedir (Başar ve Sakallı, 2021).

Israrlı takip fiilinin mağduru genellikle kadınlardır. Cupach ve Spitzberg’in (2004) yaptığı meta analiz çalışmasına göre kadınların %26.29’u, erkeklerin %10.22’si ısrarlı takibe maruz kalmaktadır. Israrlı takip yapanların %77’si erkek iken, %22’si kadındır. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün maddi desteğiyle gerçekleştirilen Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre (2014) ise, Türkiye genelinde, her 10 kadından yaklaşık 3’ünün hayatlarında en az bir kez ısrarlı takibe maruz kaldığı belirtilmiştir. Israrlı takip faili sanıldığı gibi yabancılar değildir, herkes fail olabilir. Birçok araştırmaya göre, ısrarlı takip suçunu en çok işleyen kişilerin eski partner veya şu anki partner olduğu, daha sonra tanıdıkların geldiği tespit edilmiştir (Başar ve Sakallı, 2021).

Bir şiddet biçimi olan ısrarlı takibin sebepleri, genel olarak şiddetin sebeplerinden farklı değildir. Ataerkil yapı, tahakküm altına alma isteği, mülkiyetçi tutumdan ileri gelen “sahip olma” düşüncesi, başlıca sebepler olarak sıralanabilir. Israrlı takip eylemini gerçekleştiren faillerin muhakkak “takıntılı” yani obsesif kompulsif kişilik bozukluğu olan kişiler olduğunu söylemek doğru değildir. Zira şiddet eylemini failin “hastalığına” bağlamak, eylemi meşrulaştıracak ve cezasızlık algısının yayılmasına sebebiyet verecektir.

Israrlı takip, ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) California eyaletinde hukuki anlamda kavramsallaşmıştır. Rebecca Schaeffer adlı bir oyuncunun 1989’da kendisini ısrarla takip eden bir kişi tarafından öldürülmesi sonrasında bu eylem, suç olarak yasalarda yer almıştır. Sonraki 10 yıl içerisinde ABD’deki tüm eyaletlerin yanı sıra Kanada, Avustralya, İngiltere, İrlanda, Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka ve Hollanda gibi pek çok ülke ısrarlı takibi önlemek için yasalar çıkarmıştır (Başar ve Sakallı, 2021).

Israrlı takip, İstanbul Sözleşmesi’nin 34. Maddesinde; “Taraflar, başka bir kişiye yönelik, kendi güvenliği için korku duymasına neden olacak şekilde tekrar eden, kasıtlı ve tehditkar davranışların cezalandırılmasını sağlamak üzere gerekli hukuki veya diğer tedbirleri alır” şeklinde ele alınmış ve cezalandırılması gerektiği vurgulanmıştır.

6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un ilk maddesinin birinci fıkrasında ısrarlı takip kavramına yer verilmiş ve bu kavram ilk kez Türk Hukukuna girmiştir. 6284 sayılı Kanuna ilişkin Uygulama Yönetmeliği’nde ise tek taraflı ısrarlı takip” kavramı tanımlanarak ısrarlı takip mağdurunun korunması gerekliliği vurgulanmıştır.

Israrlı takip suçu; Türkiye’de uzunca yıllar kadın hareketinin vermiş olduğu mücadelenin bir sonucu olarak, 12 Mayıs 2022 tarihinde kabul edilen 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8. Maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yerini almıştır ve 27 Mayıs 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.  TCK’nın 123/A maddesinde düzenlenen suça göre ısrarlı bir şekilde, fıziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan fail altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır.

Suçun en belirleyici unsuru “ısrar”dır. Israr, sadece aynı hareketin sürekli tekrarlanması olmayıp, farklı davranışlarla mağdurun rahatsız edilmesi de ısrar unsurunu sağlayacaktır. Israrlı takip suçuna sebep olan fiillerin kaç kez ve hangi aralıklarla tekrarlanması gerektiği yasada açıkça belirtilmemiştir, fiillerin ısrarlı takip oluşturup oluşturmadığı olaya bağlı olarak hakim tarafından takdir edilecektir. Suçun bir diğer bir unsuru ise ısrarlı takip edilen kişinin huzursuzluk duyması ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasıdır.

Düzenlemeye göre ısrarlı takip suçu, seçimlik hareketle işlenebilen bir suçtur. Suç, fiziken takip ederek ve/veya temas kurmaya çalışarak işlenebilir. Temas kurmaya çalışmak ise haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak gerçekleşebilir. İlgili maddenin 2. fıkrasında suçun nitelikli halleri belirtilmiştir; fiilin, çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi, mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması ve hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi halinde failin alacağı ceza ağırlaştırılacaktır. Israrlı takip suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olup, şikayet süresi suç teşkil eden fiilin gerçekleşmesinden itibaren 6 aydır. Israrlı takip suçu, uzlaştırmaya tabi suçlardan değildir. Suçun temel halinin cezası 6 aydan 2 yıla kadar, nitelikli halinin cezası ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.

Israrlı takip, TCK’da düzenlenmeden önce ısrarlı takip teşkil eden fiilin cinsel taciz, tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlâl, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma, kişisel verileri ele geçirme/yayma/kullanma gibi başkaca suçlar üzerinden cezalandırılması mümkündü. Fakat suçun özel olarak TCK’da düzenlenmesiyle birlikte, kavram karmaşası ortadan kalkmış oldu. Bu suçun yasalaşması, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda önemli bir gelişmedir. Diğer yandan, TCK’da yeni düzenlenen bu suçun soruşturmasının şikayete bağlı olması ile yaptırımının düşük olması ve dolayısıyla caydırıcı nitelikte olmaması, bilhassa hukukçular ve kadın hareketi tarafından eleştirilmektedir.

 

 

Kaynakça

Başar, D. ve Sakallı, N. (2021). Israrlı Takip: Tanımı ve Sosyal Psikolojik Değişkenler ile İlişkileri. Türk Psikoloji Yazıları,  24 (47), 22-36.

Cupach, W.R. & Spitzberg, B. H. (2004). The Dark Side of Relationship Pursuit: From Attraction to Obsession and Stalking . NJ: Lawrence Erlbaum Associates Publishers.

Günay, M. (2012). 6284 Sayılı Kanuna Göre Koruyucu ve Önleyici Tedbirler. TAAD, 3(10), 647-686.

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü (2014). Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması: Özet Rapor. http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/23341/ozetraporturkceweb.pdf?sequence=2&isAllowed=y

Yenerer Çakmut, Ö. (tarih yok). Israrlı Takip (Stalking), Kişinin Huzur ve Sükununu Bozma ve Türk Ceza Hukuku Bakımından Genel Değerlendirme. Balıkesir Barosu Dergisi, 1. https://balikesirbarosu.org.tr/medya/balikesir-barosu-dergisi-sayi-1

 

 

Yayınlanma Tarihi: 14.10.2022

 

Leave a Reply