Selime Büyükgöze

Mor Çatı’nın 1990 yılında kurulmasına giden süreç 17 Mayıs 1987’de gerçekleştirilen Dayağa Karşı Dayanışma Yürüyüşü ile başlar. Kadınların kamusal alanda erkek şiddetine karşı ilk kez ses çıkardıkları bu eylem sonrasında Dayağa Karşı Dayanışma Kampanyası başlatılır. Kampanyanın başında belirlenen somut hedef bir kadın sığınağı açmaktır. Kariye Müzesi’nde bir şenlik yapılır ve şiddet tanıklıklarından oluşan Bağır Herkes Duysun kitabı bu şenliğin geliri ile 1988’de basılır. Kampanya süresince kadınların kalacak yer, avukat ve doktor gibi taleplerini de dillendirmeleriyle dayanışma ağı oluşturma ihtiyacı ortaya çıkar.  1989 yılında şiddete maruz kalan kadınların destek alabilecekleri bir telefon ağı oluşturulur. Kısa bir süre sonra dayanışma ağının yanı sıra kadınların sığınaklara ihtiyaç duyduğu görülür.

1990 yılında bir grup feminist şiddete uğrayan kadınlarla dayanışmak ve sığınak açmak amacıyla Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nı kurar. Canan Arın, Emine Başa, Fatma Özaydı, Fatma Yaprak Ertür, Filiz Kerestecioğlu, Firdevs Gümüşoğlu, Hatice Gülseren Özlen, Nural Yasin, Nurperi Sancak, Şahika Yüksel, Şirin Tekeli, Zehra Büyükdağlı ve Zekiye Gülser Kayır vakfın resmi kurucularıdır. Sığınak açmak hemen mümkün olmadığından Elmadağ’da yer alan merkezde, şiddete maruz kalan kadınlarla yüz yüze ve telefonla görüşerek dayanışma kurmaya başlarlar. Şiddete maruz kalan kadınlarla nasıl ilişki kurmaları gerektiği konusunda eğitimi, ABD’de sığınakta çalışma deneyimi olan psikolog Feride Yıldırım Güneri’den alırlar. Feminist yöntem gereği yaptıklarının kadınları kurtarmak, yardım etmek, onlar adına karar vermek olmayacağının başından beri farkındalardır. Bu eğitimlerde ise kadınlarla nasıl konuşmak gerektiğini öğrenir ve kadınlarla görüşme yapacak her gönüllünün, öncelikle bu eğitimi almasına karar verirler. Kadınlarla ilk görüşmeyi yapacak gönüllüler grubu ve hukuk desteği sağlayacak avukat grubunun yanı sıra kadınlara iş bulmak için de çalışmalar yapılır.

İlk sığınak Temmuz 1995’te açılır. 1998 yılına kadar 350 kadın ve 250 çocuk bu sığınakta şiddetsiz bir hayat kurmak için destek alır. Sığınak maddi yetersizlik nedeniyle kapatılır. 2005 yılında ise Beyoğlu Kaymakamlığı Dünya Bankası’ndan aldığı kredi ile açacağı sığınağın Mor Çatı tarafından yürütülmesini önerir. Bu çalışma üç yıl sürer, Aralık 2008’de Kaymakamlık kaynak bulamadığı gerekçesiyle çalışmayı durdurur. Mor Çatılı kadınlar sığınağın tekrar açılması talebinin yanı sıra sığınak çalışması için gerçekçi bütçe, uygun fiziki koşullar, kadın örgütlerinin sığınakları denetleyebilmesi, Meclis’te kadın-erkek eşitliği komisyonu kurulması talepleri ile üç bin beş yüz imza toplayarak TBMM’ye giderler.[1] 2009 yılında ise şu an halen faaliyet göstermekte olan sığınak açılır.

Bugün, Mor Çatı’nın Beyoğlu’nda bulunan dayanışma merkezinden her gün ortalama on kadın telefon, mail ve yüz yüze görüşerek destek alıyor. Kadınlar yaşadıklarını paylaşmak, sosyal ve hukuki hakları konusunda bilgi edinmek için Mor Çatı’yı arıyorlar. Arayan her kadına sosyal destek verilirken, kadınlar ihtiyaçları doğrultusunda hukuki, psikolojik ve sığınak desteği de alabiliyorlar. Mor Çatı sığınağı aynı zamanda Türkiye’deki tek bağımsız kadın sığınağıdır. Şişli Belediyesi finansal destek sağlamakta, işleyiş Mor Çatı gönüllüleri tarafından belirlenmektedir. On sekiz yatak kapasiteli sığınakta kadınların hayatlarının kontrolünü yeniden ellerine almaları için güçlendirici çalışmalar yapılıyor. Mor Çatı’da, kadınlarla birebir kurulan dayanışmanın yanı sıra Türkiye’de kadına yönelik şiddete dair kamuoyunda farkındalık oluşturmak için çalışmalar yapılmakta, şiddetle mücadele edebilmek için gerekli politikaların oluşturulmasında aktif yer alınmaktadır. Feminist hareket ile birlikte Medeni Kanun, TCK 103 gibi kampanyalarda yer alınmış, 6284 sayılı Kanunun hazırlanma sürecinde katkı sunulmuştur.

Mor Çatı kurulduğu günden bu yana feminist mücadelenin ve kampanyaların içinde yer alıyor. Mor Çatı’da kadınlarla dayanışma kurularak edinilen bilgi ve deneyim feminist harekete aktarılır, eylemlilikler ve kampanyalar hep beraber gerçekleştirilir. Türkiye’de şiddete karşı geliştirilen yasal ve kurumsal mekanizmalar, feminist hareketin mücadelesiyle elde edilen kazanımlardır. Şiddet uygulayan erkeğin evden uzaklaştırılması ve şiddeti önleyecek yasaların çıkartılması feminist bir taleptir. Feministlerin baskıları sonucunda Ocak 1998’de 4320 sayılı Kanun yürürlüğe girer. Kanunun uygulanması da, yine feministlerin baskısı ile mümkün olur.

Mor Çatı 1998 yılında, kadın grupları ile ortak mücadeleyi örgütlemek, erkek şiddetinin sonlandırılması için gerekli politikaları oluşturulması ve bunların uygulatılması konusunda baskı kurmak için Türkiye’nin dört bir yanından kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadınlara çağrı yapar.[2]  Bu çağrıyla, 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Son günü bağlamında İstanbul’da “Kadın Sığınakları I. Kurultayı” düzenlenir. Kurultay, Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı adıyla her sene toplanmaya devam etmekte ve kadına yönelik şiddet alanında çalışan kadın örgütleri, kamu ve belediye çalışanlarını bir araya getiren en geniş birliktelik olma özelliğini taşımaktadır.

Mor Çatı toplumda şiddet algısını değiştirmek için de kampanyalar yapar, basın metinleri ve röportajlar yoluyla şiddete dair farkındalık kazandırmayı ve toplumsal dönüşüm yaratmayı hedefler. 1996’da “Şiddete Sıfır Hoşgörü” kampanyası yapılır ve şiddetin herhangi bir gerekçe ile mazur görülemeyeceği mesajı verilir. Mor Çatı, şiddetin kaynağının toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğu ve erkeklerin güç göstermek, öfke boşaltmak, kadınları kontrol etmek ya da cezalandırmak için kadınlara şiddet uyguladığı yaklaşımını benimser. Bu politik yaklaşım, Mor Çatı’nın şiddete karşı ürettiği sözünün ana odağını oluşturur.

Mor Çatı resmi olarak bir vakıf olsa da kendini kadına yönelik şiddet alanında çalışan feminist bir örgüt olarak tanımlar. Mor Çatı’da yasal yükümlülükleri yerine getirmek, vakfın işleyişine dair karar almak, uygulamak ve politika oluşturmakta Mor Çatı Kolektifi görev alır. Kolektif, Mor Çatı’ya dair bu sorumluluğu almaya ve zamanını vermeye gönüllü Mor Çatılı kadınlardan oluşur. Mor Çatı gönüllüleri, Mor Çatı’dan kadına yönelik şiddetle mücadeleye dair bilgi ve deneyimi aldıkları gibi kendi birikimlerini de Mor Çatı’ya aktarırlar.[3] Kadınlarla dayanışırken olduğu gibi karar alınırken de feminist ilkeler benimsenir. Kararlar uzun toplantılar sonucunda kolektif olarak alınır, hiyerarşi oluşturmamaya çalışılır, bilgi ve deneyimi eşitlemek için rotasyon yapılır. Çalışmalar gönüllülük temelinde sürdürülür; gönüllüler çalışmalarını kendi belirledikleri sınırlar dahilinde yerine getirirler.

Vakfın temel maddi kaynağı bağışlardır. Mor Çatı ayrıca, başta Avrupa Komisyonu olmak üzere çeşitli uluslararası fon kuruluşlarından, çalışmalarını destekleyecek projeleri gerçekleştirmek için kaynak almaktadır. Hangi kurumlardan fon alınacağı kolektif olarak yapılan tartışmalar sonucunda belirlenir. Kuruluşundan bu yana Mor Çatı’da çeşitli dönemlerde kadınlar ücretli olarak da çalışmıştır. Faaliyetlerin gönüllülük temelinde sürdürülebilmesi, ücretli çalışan kadınların koordinasyonu sayesinde olabilmektedir.

Mor Çatı, kadınlara “hizmet” vermeyi değil, kadınlarla dayanışma kurmayı ve kadınlardan edindiği bilgi ve deneyimi politikaya dönüştürmeyi hedeflediği için şube açmayı, kapasite yükseltmeyi hedeflememiştir. Mor Çatı’nın Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelede pek çok kazanım elde edilmesine katkı sunmuş olması bir yana, 30. yılını kutladığı 2020 yılı itibariyle 40 bin kadının yolu Mor Çatı ile kesişmiş durumda. Bu anlamda Mor Çatı Türkiye’de ve uluslararası alanda saygın bir kurum olmanın yanı sıra pek çok kadın ve çocuğun güçlenmesine katkı koymuş, feminist dayanışmanın önemli parçalarından biridir.

 

 

[1]  19 Aralık 2008: Feministler, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın Mor Çatı ile yaptığı protokolü yenilememesini TBMM önünde protesto etti. Çatlak Zemin. https://www.catlakzemin.com/19-aralik-2008/.

[2] Bayram, D., Gökdemir, İ. ve Büyükgöze S. (2015). Mor Çatı: “Sığınaksız Bir Dünya İçin” Feminist Sığınak Mücadelesi. Bianet. http://bianet.org/kurdi/kadin/162876-mor-cati-siginaksiz-bir-dunya-icin-feminist-siginak-mucadelesi

[3] Ekal, B. & Taylı, Ü. (Der.) (2016). Feminist Dayanışma ile 25. Yıl. İstanbul: Mor Çatı Yayınları.