Özlem Şendeniz

Kadın kotası, kamusal alanda hizmetlerin cinsiyet eşitliği ilkesi dikkate alınarak düzenlenmesine ve kadınların özellikle siyasete katılımlarının arttırılmasına olanak sağlayan kota sistemidir.[1] Bu kota sistemi özellikle siyasi kurumlarda kadınların katılımının belirli bir orandan daha düşük seviyede kalmamasını sağlar. Bu nedenle günümüzde kadın kotası, daha çok seçim dönemlerinde siyasi partilerle ve kadınların yönetimde söz sahibi olma talebi ile sendikalarla birlikte anılmaktadır. Kendilerine yüklenen çocuk ve yaşlı bakımı, ev işleri gibi pek çok görünmeyen iş nedeniyle kadınların siyasi parti toplantılarına, örgütlenme çalışmalarına katılımı dolaylı olarak kısıtlanır. Bu gibi çalışmalarda yer alamayan kadınlar kamusal alanda görünür olamadıkları için belirli pozisyonlara aday olma ve seçilebilme konusunda erkeklerin gerisinde kalırlar. Kadın kotası, ataerkil sistemin kadınlara dayattığı eşitsizliği azaltmak için kullanılan bir araçtır.

Modern dönemde kadın kotasının ilk izlerine eğitim alanında rastlanmıştır. Eğitim kurumsallaştıkça giderek patriyarkal bir yapıya bürünmüştür. Pozitif bilimler alanında öğrenci olabilmek, öğrenim gördükleri meslekleri icra edebilmek için dahi kadınların uzun süren mücadeleler vermeleri gerekmiştir. Üniversiteler uzun yıllar boyunca kadınlara sınırlamalar getirmişlerdir. Örneğin; Avrupa ülkelerinde tıp fakültelerine aynı dönemde giren öğrencilerin en fazla %10’u ila 20’sinin kadın olmasına izin veren sınırlama 1970’lere kadar devam etmiştir (Ortaylı, 2018).

Ekonomik faaliyet alanında da kadın istihdamı benzer bir rota izlemiştir. Günümüzde kamu ve özel sektörde kimi alanlarda kadınların işgücüne katılımında en azından görünürde bir fırsat eşitliği vardır; ancak kadınların karar verici mevkilere yükselmesine karşı hâlâ direnç oluşabilmektedir. Buradaki eşitsizliği anlamlandırmak için cam tavan sendromu ve eşitsizliği giderme mekanizması olarak pozitif ayrımcılık kavramlaştırmaları kullanılmaktadır. Marilyn Loden cam tavan tanımlamasını ilk kez 1978 yıllında kullandığını ve bu kavramla başarı ve yetkinliklerine rağmen azınlıkların ve kadınların şirket merdivenlerinde yükselmelerini önleyen, görülmeyen ve fakat aşılamayan bariyeri metaforik olarak tanımladığını belirtir (2017). Pozitif ayrımcılık ise sosyal, ekonomik ve politik yaşamda kadınların dışlanmışlıklarını azaltmak ve uzun vadede engellemek amacıyla ortaya konulan, eşitsizliği ve ayrımcılığı telafi edici politika ve uygulamaları ifade eder. Özel sektör alanında yönetici kadrolarında cinsiyet eşitliğine dikkat ettiğini iddia eden kurum ve kuruluşlar, yönetici kadroları bakımından çoğu kez kadın kotası uygulamaktadır. Özel sektör alanında ilk büyük adımı Almanya atmış, 2016 yıllı itibariyle geçerli olan ve “Federal Parlamentoda iktidar ve muhalefetin desteğiyle kabul edilen yasa ile kamu ve özel şirketlerin yönetim kadrolarında yüzde 30 oranında kadın istihdamı zorunluluğu getirilmiştir”.[2] Cam tavan, kamu kurumları içinde de kadınların önünde önemli bir engeldir. Kadın katılımının en sorunlu olduğu ve dolayısıyla kadın kotasına en çok ihtiyaç duyulan alan, aktif siyaset alanıdır.

Toplumun içinde karar alma mekanizması olarak siyaset yapımına en azından asgari düzeyde dâhil olmak için seçim sistemi içinde söz sahibi olmak gerekmektedir. Genel oy hakkının gelişimi içinde, kimlerin oyunun geçerli olduğu siyasanın içinde önceden düzenlenmiş prosedürler tarafından belirlenir. Siyaset bu belirlenimin gerçekleşmesidir. Kadınların genel oy hakkı mücadelesi de özünde kadınların geçerli oy hakkına sahip sayılma, yani kamusal alanda yer edinme çabasıdır. Ve bir kez sayma sistemi belirlendikten sonra, siyaset içi uzlaşma yeniden sağlanmış olur. Elbette her sayma işleminde olduğu gibi eşitsizlik, dışarıda bırakılanlar üzerinden yeniden kurulur. Sayılanlar ve sayılmayanlar arası eşitsizlik hemen göze görünürken, asıl konumuz sayılanların varsayımsal eşitliğine rağmen eşitsiz konumlanışlarıdır. Bu nedenle sınırlı oy hakkından genel oy hakkına geçilmesi gibi bir sayma sistemi liberal temsili demokrasilerin temeline yerleştiği halde, kadınların siyasal alanda var olmaları hâlâ bir mücadele konusudur. Bu bağlamda kadın kotası, seçme ve seçilme hakkına sahip olan kadınların aktif siyasete katılmalarının önündeki siyasi engeller, sosyoekonomik engeller, ideolojik ve psikolojik engellerin siyasi engeller ayağını aşmak için kullanılan önemli bir araçtır (Demir, 2015: 38). Siyasi partilerden bazıları tüzüklerinde kadın kotasına yer vererek kadının siyasette temsil alanının genişlemesi için şekilsel ve/veya özsel katkı sağlamışlardır: Örneğin CHP “%33”, İP “en az %25”, HDP ise “tüm karar alma mekanizmalarında kadınlar lehine en az eşit temsili esas alır ve uygular” ibaresi ile kadınların siyasete katılımlarını arttırmayı hedeflemişlerdir.[3] Kadın katılımın şekilsellikten çıkması, kadın kotalarının tüzüklerin dışına taşmasına, seçimlerde kadınların -seçilebilir biçimde- aday gösterilmesine bağlıdır.

Rakamlar ile bakıldığında Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre; 2019 yılında 589 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 102, erkek milletvekili sayısının ise 487 olduğu görülür. Meclise giren kadın milletvekili oranı, 2007 yılında %9,1 iken, bu oran 2019 yılında %17,3 olmuştur (TÜİK, 2019). Bugün 180 ülke arasında dünyada kadın milletvekillerinin sayısının yüzde ellinin üzerinde olduğu iki ülke vardır: Ruanda %61.3 ve Bolivya %53.1, Türkiye ise %14.9 ile kadınların parlamentoda temsilinde 131. sıradadır (unwomen.org). Her bölgede özgün bir oluş sergileyen temsiliyet ve katılımcı yurttaşlıkta, kadınlar açısından Türkiye’nin yerinin geri sıralarda olduğu görülmektedir. Feminist perspektiften bakıldığında bu önemli bir sorundur. Genel düzlemde kadın kotası, cinsiyetlerarası eşitsizlik uçurumunu daraltmak için önemli, fakat tek başına yetersiz bir araçtır.[4] Kotanın yanı sıra evde, işte ve toplumsal alanın her yerinde cinsiyete dayalı işbölümünün ortadan kaldırılması için gerekli adımların atılması ve kadınların siyaset üretilen alanlara erişmesi önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor.

 

Kaynakça

Demir, Z. (2015). Kadınların Siyasete Katılımı ve Katılımı Artırmaya Yönelik Stratejiler. Kadın Araştırmaları Dergisi, 1(2),  35-59.

Demirer, S. (2011). Prof. Dr. Seher Demirer’in 8 Mart Sunumu. 2 Nisan 2020 tarihinde http://www.ankder.org.tr/prof-dr-seher-demirerin-8-mart-sunumu/ adresinden erişildi.

KADER (2011). Siyasi Parti Belgelerine Toplumsal Cinsiyet Üzerinden Bakmak. 7 Nisan 2020 tarihinde http://ka-der.org.tr/wp-content/uploads/2019/06/Siyasi-Parti-Belgeleri-Analizi.pdf adresinden erişildi.

Kohlhagen, N. (2004). Dünyayı Değiştiren Kadınlar. (O. Deniztekin, Çev.). İstanbul: Varlık Yayınları.

Loden, M. (2017). 100 Women: Why I Invented The Glass Ceiling Phrase. 3 Nisan 2020 tarihinde https://www.bbc.com/news/world-42026266 adresinden erişildi.

Ortaylı, N. (2018). Bitirdiğimiz Binyıl ve Tıpta Kadınlar. 3 Nisan 2020 https://www.ttb.org.tr/kollar/_kadinhekim/makale_goster.php?Guid=298637e0-fb8f-11e7-8ba2-003f3d72864a adresinden erişildi.

U.S. Glass Ceiling Commission (1995). Glass Ceiling Commission – A Solid Investment: Making Full Use of the Nation’s Human Capital. 6 Nisan 2020 tarihinde https://digitalcommons.ilr.cornell.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1117&context=key_workplace adresinden erişildi.

UN Woman (2017). Women in Politics: 2017. https://www.unwomen.org/-/media/headquarters/attachments/sections/library/publications/2017/femmesenpolitique_2017_english_web.pdf?la=en&vs=1123 (Son Erişim: 28 Ağustos 2020)

Türk Dil Kurumu Sözlükleri web sayfası. https://sozluk.gov.tr/.

TÜİK (2019). İstatistiklerle Türkiye’de Kadın. 7 Nisan 2020 tarihinde  http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33732 adresinden erişildi.

 

[1] Bkz. Türkiye’deki Kadın Thesaurusu, 2009, Kadın Konulu Kavramlar DiziniKadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı.

[2] https://www.evrensel.net/haber/108219/kadin-kotasi-kabul-edildi (Erişim Tarihi: 7 Nisan 2020).

[3] AKP, kadın kotası uygulamamaktadır. Kadın kotası uygulayan partiler hedeflerinden oldukça uzaktır.  Parti tüzüklerine ilişkin 2011 tarihli görece eski bir karşılaştırma için bkz. KADER Ankara İnceleme Komitesi (2011). Siyasi Parti Belgelerine Toplumsal Cinsiyet Üzerinden Bakmak. http://ka-der.org.tr/wp-content/uploads/2019/06/Siyasi-Parti-Belgeleri-Analizi.pdf.

[4] Konu ile ilgili güncel durum, sendikaların sürdürdüğü kreş, bakım izni gibi tartışmalar üzerinden izlenebilir.