Feminist grev, kökleri dünyanın farklı yerlerindeki kadın hareketlerine uzanan ve ilki 2017 yılında örgütlenen Uluslararası Kadın Grevi[1] vesilesiyle Türkiye ve dünya feministlerinin gündemine girdi. Uluslararası Kadın Grevi’ne doğru giden süreçte Polonyalı kadınlar, halihazırda kısıtlı olan kürtaj haklarının daha da sınırlandırılmasına karşı 3 Ekim 2016’da “Siyah Protesto”[2] adını verdikleri bir grev örgütlemişlerdi. Polonyalı kadınların eyleminden esinlenen Arjantinli Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz (Ni Una Menos)[3] grubu, 19 Ekim 2016’da kadın cinayetlerine karşı grev çağrısı yaparak hem Arjantinli feministleri örgütledi hem de dünyanın farklı yerlerinde patriyarkal şiddete karşı harekete geçen kadınlara bir slogan armağan etti: “Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz!” Polonyalı ve Arjantinli feministlerin 8 Mart 2017’de küresel ölçekte bir kadın grevi örgütleme çağrısı, başta ABD’li feministler[4] olmak üzere, pek çok ülkenin kadın hareketlerinde karşılık buldu. Uluslararası Kadın Grevi 2017’den bu yana elliyi aşkın ülkede, kadınların patriyarkaya, kapitalizme, ırkçılığa, heteronormativiteye, emperyalizme, doğal kaynakların sömürüsüne ve toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı politikalara başkaldırışının bir tezahürü olarak; İspanya,[5] İsviçre[6] gibi ülkelerdeki kitlesel ücretli-iş bırakmalardan bildiri, protesto gibi çeşitli dayanışma pratiklerine uzanan eylem biçimleriyle yankı uyandırdı. Feminist grev, işte bu dünya çapındaki başkaldırının tekabül ettiği farklı eylem biçimlerini, ücretli-ücretsiz emeği merkeze alacak şekilde tahlil edebilmemize ve kadın özgürlük mücadelesini bu tahlil doğrultusunda şekillendirmemize olanak tanıyan bir olgu olarak karşımıza çıkıyor.

Pekiyi, Uluslararası Kadın Grevini feminist yapan nedir? Pek çok ülkede feminist örgütler, grevi örgütleyen gruplar arasında yer alsalar da ‘öncü kuvvet’ değiller. Daha ziyade, bu gruplar arasında sol, ekoloji gibi farklı siyasi programları temsilen bulunanlar, kesişimsel bir perspektiften feminizmi de benimseyen örgütler. Bu yüzden “Feminist Grev” yerine “Kadın Grevi”nin tercih edildiği ülkelerde dahi feminizm, grev eylemlerini niteleyen bir yaklaşım olarak tanınıyor. Ancak Uluslararası Kadın Grevini’ni feminist grev bağlamında değerlendirmemizin gerisinde, esasen grev olgusunu tartışmaya açma ve bu olguyu üç farklı açıdan yeniden tanımlama çabası yatıyor. Bu üç farklı açıyı çeşitli ülkelerin grev çağrıları ve dayanışma bildirilerinden yola çıkarak şöyle özetlemek mümkün:[7] İlkin, kadınların yaşam koşullarının gittikçe kötüleşiyor olmasının ardında yukarıda saydığımız gibi birden çok baskı ve sömürü mekanizmasının bulunduğu teslim ediliyor.[8] Toplumlarda ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk, refah devletinin geriye gidişi, toplumsal yeniden üretimde ailelere düşen sorumluluğun artması gibi sınıf antagonizmalarını derinleştiren dinamiklerin, hem cinsiyetçilik ve erkek egemenliği ile hem de ırkçılık, göçmen karşıtlığı gibi meselelerle ilişkisi kurularak, kadınları 21. yüzyılda patriyarkal kapitalizme karşı koyan bir kolektif politik özne olarak inşa etmenin yolu açılıyor.

İkincisi, emek kavramı kadınların hayatın her alanında harcadığı emeği kapsayacak şekilde genişletiliyor. Yaygın olarak kullanılan “Kadınlar durursa hayat durur!” sloganı kadın emeğinin yalnızca ücretli emek çerçevesinde değerlendirilemeyeceğinin altını çizer ve kadınların ücretli-ücretsiz yeniden üretim rollerinin tümünden özgürleşme isteğini öne çıkarırken, daha kapsayıcı bir emek anlayışı da hem ev emeği, bakım emeği, duygusal emek ve seksi hem de iş yerindeki mobbing ve tacizi greve dair meseleler olarak anlamamıza olanak tanıyor.[9]

Üçüncüsü, kadınlar arasındaki farklılıkların üzerinden atlamayan, ulusal sınırlar dahilinde farklı sınıf, ırk/etnisite, din, vatandaşlık, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği aidiyetleri bulunan kadın grupları arasında köprüler kuran ve yereldeki mücadeleleri küresel hareketlerle ilişkilendiren bir dayanışma anlayışı vurgulanıyor.[10] Bu kesişimsel anlayışla hem kimlik politikaları-sınıf mücadelesi ikiliğini aşmak hem de coğrafi ve jeopolitik bakımdan (örneğin Küresel Kuzey-Güney hattında) birbirinden ayrışan kadınların güçlerini birleştirmek hedefleniyor. Uluslararası Kadın Grevi’nin ‘feminist’ karakteri, grev olgusunu işte bu üç açıdan geliştiren, geleneksel iş bırakma yöntemini önemseyen ancak bununla yetinmeyen, her kadının kendi koşullarıyla bir parçası olabileceği, hayatın her alanını içeren bir grevi düşleyen öznelerin iradesiyle ortaya çıkıyor.

Türkiye’de kadın hareketinin Uluslararası Kadın Grevi’ne olan ilgisi büyük. 2017’nin 8 Mart’ında İstanbul’da “Kadınlar Birlikte Güçlü” sloganı etrafında bir araya gelen kadınların “Uluslararası Kadın Grevi’ne ses veriyoruz” demesiyle başlayan bu ilgi, o günden beri sokakta ve sosyal medyada gerçekleşen küçük çaplı sayısız eylemde, hem özgün hem de çeviri makale ve röportajda ve yüz yüze toplantılarda ifadesini buldu. Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG) ülke çapına yayılan bir şiara dönüşürken, İstanbul’da ilkin KBG bünyesinde bir çalışma grubu oluşturan kadınların Ekim 2019’da Kadınlar* Greve İnisiyatifi’ni kurmasıyla, Türkiye’de bir grev örgütleme hedefi bir adım ileriye taşınmış oldu.

Ancak feminist greve dair yapılan tartışmaların henüz bu büyük ilgiyi görmediğini, Çatlak Zemin[11] gibi belli başlı web sitelerinde yayınlanan yazıların ve bu sitelerin çevresindeki kadınların örgütlediği birkaç toplantı[12] ve söyleşinin[13] ötesine geçmediğini teslim etmek gerekir. Bunun birbiriyle ilişkili iki nedeni olduğu söylenebilir: İlk olarak feminizm, feministlerle birlikte politika yapan kadınların da dahil olduğu bazı sol çevrelerde halen bir burjuva ideolojisi, erkek (hatta aile) düşmanlığı, sınıf bölücülüğü, neoliberalizmin dümen suyunda giden bir hareket olarak görüyor veya basitçe ciddiye alınmıyor. Dolayısıyla, grevi tartışan pek çok kadın, kendileri feminist olsalar dahi, olası bir grevin bileşenlerini baştan kaybetmemek adına “Feminist Grev” demekten imtina ediyor. Kadınlar* Greve İnisiyatifi ise, feminist grev/kadın grevi tamlamalarını birlikte kullanarak feminizm üzerinden oluşabilecek ayrışmaların önüne geçmeyi amaçlıyor.

İkinci neden, ücretli-ücretsiz emek arasındaki ilişkiyi, başka bir deyişle patriyarka-kapitalizm ilişkisini farklı kavramsallaştırma biçimlerinden kaynaklanıyor. Feministler, ister ikili-sistem teorilerine isterse toplumsal yeniden üretim feminizmine yakın dursunlar, uluslararası grev fikrini ücretli-ücretsiz emek arasındaki ayrımın ötesine geçerek patriyarkaya ve kapitalizme karşı mücadeleleri birleştirdiği için benimserken; feminist grev kavramına eleştirel yaklaşan gruplar, emeğin ücretlendirilmemiş biçimlerinin de dahil olduğu bir grev tahayyülünün, işçi sınıfının en önemli direniş araçlarından biri olarak grevin içini boşaltmasının yanı sıra kadın işçilerin çalışma koşullarında iyileşme gibi bir karşılığının da olmadığını vurguluyor.[14] Öte yandan, feminist grev konusunda feministler de kendi içlerinde ayrışıyor. İkili sistem teorilerine[15] yakın duranlar grev eylemlerini kadınlar ve erkeklerin birer toplumsal grup olarak karşı karşıya gelmeleri üzerinden değerlendirirken,[16] toplumsal yeniden üretim feminizmi[17] çizgisinde olanlar için kadınlar, erkeklerden çok, sermaye ile karşı karşıya kalıyor.[18] Bu iki eğilimden birincisinin, ABD’den dünyaya yayılmakta olduğunu söyleyebileceğimiz “%99’un feminizmi” yaklaşımından etkilenen ikincisine yönelik, erkek şiddetinin özgüllüğünü berhava ettiği, kadınları işçi kimliklerine indirgediği ve ‘baş düşman’ olarak liberal feminizmi belirlediği yönünde bir eleştirisi[19] olduğunun da altını çizmek önemli.

Sonuç olarak Türkiyeli feministlerin, özellikle İspanya ve Arjantin gibi feminist sesin güçlü çıktığı ülkelerden esinlenerek yürüttüğü tartışmaların kesişimsel dayanışma özelinde, yani sınıf, ırk/etnisite, din, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, vatandaşlık, yaş vb. aidiyetlere dayalı farklılaşmaları da hesaba katan bütünlüklü politikalar gütme çabalarında kendini gösterdiğini söyleyebiliriz. Grev tartışmaları, tüm ayrışmalara rağmen, tartışmaya katılan tarafları dönüştürerek, tarafların uzun vadede birlikte hareket etme ihtimalini güçlendirmesi bakımından kıymetli ve güncel olmaya devam edecek.

 

 

[1] http://parodemujeres.com/

[2] https://www.catlakzemin.com/3-ekim-2016-polonyada-kurtaj-yasaklarina-karsi-genel-grev-kara-pazartesi/

[3] http://niunamenos.org.ar/

[4] https://tr.wikipedia.org/wiki/2017_Kadın_Yürüyüşü

[5] https://www.catlakzemin.com/ispanya-8m-feminist-grev-komitesiyle-soylesi-bize-her-gun-8-mart/

[6] https://www.catlakzemin.com/isvicre-feminist-grevi-hareketinden-michela-bovolenta-ile-soylesi/

[7] Örneğin bkz. http://parodemujeres.com/; https://www.womensmarch.com/; https://transversal.at/; https://www.transform-network.net/; https://frauenstreik.org/; https://www.transnational-strike.info/; https://womenstrike.org.uk/; https://www.womenstrikeus.org/. Uluslararası Kadın Grevi/feminist grev tartışmalarının akademide uyandırdığı yankı için bkz. https://read.dukeupress.edu/critical-times/issue/1/1; https://read.dukeupress.edu/south-atlantic-quarterly/issue/117/3; https://www.transform-network.net/publications/issue/and-still-it-is-moving/

[8] https://www.transform-network.net/fileadmin/user_upload/2019-03-8-march-end.pdf

[9] https://www.versobooks.com/books/2924-feminism-for-the-99

[10] https://www.catlakzemin.com/feminist-devrime-dair-8-tez/

[11] https://www.catlakzemin.com/e/feminist-grev/

[12] https://www.catlakzemin.com/filiz-karakus-ve-gulnur-acar-savran-ile-feminist-grevler-ulusotesi-dayanisma-ve-patriyarkanin-degisen-bicimleri-kolaylastirici-selin-cagatay/

[13] https://www.youtube.com/watch?v=M3wms1Wsm-g

[14] https://teoriveeylem.net/tr/2019/02/8-martta-feminist-kadin-grevine-esastan-itirazlar/

[15] Örneğin bkz. Heidi Hartmann, Christine Delphy ve Sylvia Walby’nin eserleri.

[16] https://www.catlakzemin.com/imkansiz-bir-grevi-mumkun-kilmak-8-martta-kadinlar-yine-greve-gidiyor/

[17] Örneğin bkz. Lise Vogel, Nancy Fraser ve Susan Ferguson’un eserleri.

[18] https://ilerihaber.org/icerik/engin-korkut-yazdi-kliseler-bozulmak-uzere-yoksullasma-ve-yoksunlasma-notlari-109351.html

[19] https://www.catlakzemin.com/%99-icin-feminizm-manifestosu-uzerine/

 

 

Yayınlanma Tarihi: 14.01.2021