Merve Genç

Kız gücü feminizmi (Girl power feminism) 1990’larda ortaya çıkan bir feminist yaklaşım. Gündeme gelişinden bu yana aşağı yukarı 30 yıl geçmiş olmasına rağmen hala “sorunlu” bir bilinirliği var diyebiliriz. Bunun sebebinin ise ortaya çıktığı dönemin tarihsel ve kültürel koşullarıyla yakından ilişkili olduğunu söylemek yanlış olmaz. Sıklıkla postfeminizmle ya da en iyi ihtimalle güç feminizmiyle karıştırılan bu akımın doğduğu yıllar aynı zamanda yeni iletişim teknolojilerinin de emsalsiz biçimde yükselişe geçtiği zamanlardır. 1990’larda kişisel bilgisayarların ve internetin iyiden iyiye yaygınlaşması gündelik hayatı ve kültürü dönüştürmüştür. İletişim teknolojileri başta ABD, Kıta Avrupası ve İngiltere olmak üzere tüm dünyada özellikle gençlik kültürünü şekillendirici rol oynamıştır.

1990’lar aynı zamanda feminizmin de yeniden hareketlenmeye başladığı yıllardır. İkinci dalga feminizmin 1960’lar ve 1970’lerdeki hızlı ve yoğun mücadelesinin 1980’lerde hız kestiği görülür. Hatta bu dönemde sıklıkla feminizmin sona erdiği yönünde iddialar ortaya atılmıştır. Elbette feminizm sona ermemiştir. Nitekim 1990’lardaki hareketlilik bu iddiaları çürütür: Ortaya çıkan yeni feminist yaklaşımlar üçüncü dalga feminizm[1] adı altında kavramsallaştırılır.

Üçüncü dalga çok çeşitli feminist yaklaşımları barındırmakla birlikte feminist politika bağlamında bireyselliğin ve çeşitliliğin tanınması talebi üçüncü dalganın temel argümanını oluşturur. Bu çeşitlilik talebi yaş, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, etnisite, din, sınıfsal fark gözetmeksizin her kadının feminizmin öznesi olmasına yöneliktir. Bu bakış açısıyla odağına beden, güzellik, cinsellik, ikili ilişkiler, şiddet, taciz gibi konuları alan “kız gücü feminizmi” de üçüncü dalga feminizm içinde yer bulur. Büyük ölçüde beden ve güzellik temalarına odaklanan kız gücü bu konuları beden politikaları bağlamında ele alır.

Öte yandan, kız gücü feminizminin ortaya çıkışı punk müzik grubu Riot Grrrl ile özdeşleştirilir. 1990’ların başında kurulan Riot Grrrl bir müzik gurubu olmasının yanı sıra politik bir hareket olarak da değerlendirilir (Wright, 2016: 53). Heteronormatif değerlere ve patriarkal standartlara meydan okuyan şarkıları ile alt kültüre ait bir farkındalık hareketi oluşturmuşlardır. Riot Grrrl hareketi içinden doğan kız gücü feminizmi “kadınsılığı” ve her türlü “kızsal uğraş”ı kucaklar. Dahası kadınsılığı eğlenceli bir uğraş olarak görür. Ancak bunu yaparken hem patriarkanın idealize ettiği hem de feminizmin temsil ettiği kadınlık biçimlerine karşı çıkar.

Bu “kadınsı ve kızsal olan”a kişisel bakımdan örgüye, nakışa, kadın kadına sohbetten yemek yapmaya değin “kadınların alanı”na terk edilen ve kadınları ikincilleştirici, güçten düşürücü kıldığı ileri sürülen her türlü aktiviteyi dahil etmek mümkün. Kısacası kız gücü feminizmi güçten düşürücü olarak kabul gören tüm bu eylem biçimlerinde güçlendirici bir boyut bulur ve bu aktiviteleri kadın olmanın keyifli ve anlamlı birer parçası olarak görür. İşte tam da bu sebeple bu akıma “kız gücü feminizmi” denilmektedir.

Öte yandan dikiş, nakış, örgü, kesme, boyama, yapıştırma gibi aktiviteler yoluyla dönüştürerek ve yaratıcılığı kullanarak yeniden üretimin mümkün olduğunu savunur ve böylelikle kapitalizmin tüketim mantığına karşı çıkar. Bu sebeple kız gücü feminizmine “kendin yap feminizmi” de (Do It Yourself–DIY feminism) denilmektedir. Dolayısıyla Riot Grrrl hareketi içinden doğan kız gücü akımının tartışmasız biçimde anti-kapitalist bir alt kültür hareketi olduğunu vurgulamak gerekir. Ancak bu hareket gençlik kültürü içinde öylesine karşılık bulmuş ve benimsenmiştir ki çok geçmeden ana akıma dahil edilme girişimlerine maruz kalmıştır.

İşte 1990’ların ünlü müzik gruplarından olan Spice Girls’ın popülerleştirdiği “kız gücü” bu ana akımlaşmanın bir ürünüdür. Kız gücü kavramının bilinirliği konusundaki karmaşanın ve deyim yerindeyse kötü şöhretinin ardında bu dönüşüm vardır. Dönüşen kız gücü kapitalist buyruklara zemin hazırladığı için eleştirilir. Gerçekten de kız gücü feminizmi kapitalizmin tüketici mantığı tarafından hevesle kucaklanmıştır. Bugün pek çok giyim ve kozmetik markası “kız gücü” mottosuyla daha geniş kitlelere ulaşmayı başarıyor.  Bu açıdan bakıldığında bu tarz bir feminist yaklaşımın çok kolay ticarileştirilebildiği yönünde haklı eleştiriler olduğunu söylemek gerekir.

Öte yandan kız gücü, eyleme geçme tarzı açısından da önceki feminist akımlardan farklılaşır. Politika yapmanın bir yolu olarak bireysel eylemliliği de önerir. Ancak yine sıklıkla bireysel eylemliliğin feminist politikaya zarar verdiği gerekçesiyle eleştirilir. Fakat eleştirilere rağmen böylesi bir feminist anlayışla teknolojiyi de araçsallaştırarak popüler kültür içinde farkındalık kazandırıldığından bahsetmek mümkün. Bu bağlamda Türkiye’de de pek çok örneğine tanık olduğumuz #hashtag feminizminin kız gücü feminizminin politik eylemlilik anlayışından beslenerek yaygınlık kazandığını söylemek gerekir. Literatürde “oyuncu aktivizm” (playful activism) olarak geçen bu öncül kavram eğlence ve aktivizmi içeren yeni politika biçimleri önerir (Harris, 2004). Bugün popüler kültürde bir farkındalık hareketine dönüşen #ChallengeAccepted, #MeToo akımlarını teknolojinin eşlik ettiği bu eylemlilik tarzının örnekleri olarak saymak mümkün. Kız gücü feminizmi başlangıç noktasında nasıl ki “alternatif yayınlar, fanzinler, web sayfaları ve müzik gibi kültürel araçlarla” egemen kültürün her anlamda karşısında durduysa (Genç, 2020, s. 37) bugün de gelişen ve çeşitlenen teknolojilerle kendine yeni yollar ve sahalar açıyor.

Kısacası kız gücü bir yandan sağladığı direniş ve muhalefet imkanları ile kurucu argümanları göz önünde bulundurulduğunda feminist politika bağlamında ciddi potansiyeller barındırırken diğer yandan yalnızca ayrıcalıklı kadınlara hitap ettiği, tüketime dayalı bir güçlenme önerdiği, indirgemeci ve aşırı bireysel olduğu yani başlangıçta karşı durduğu tüm kapitalist değerlerle kol kola girdiği gerekçesiyle birtakım riskler içerir. Sonuç olarak kız gücü feminizminin bir alt kültür hareketi olarak patriarkaya ve kapitalizme meydan okuyan bir feminist yaklaşım iken zamanla ana akımlaşarak medyatikleştiği ve ticarileştiği ortadadır. Bu sebeple kız gücünü bütün bu süreçler bağlamında ele almak gerekir.

 

Kaynakça

Genç, M. (2020). Güzelliğin Politikası: YouTube Güzellik Topluluğu. İstanbul: İletişim Yayınları.

Harris, A. (2004). Jamming Girl Culture: Young Women and Consumer Citizenship. A. Harris (Der.), All About the Girl: Culture, Power and Identity içinde (s. 163-173). New York ve Londra: Routledge.

Heywood, L., & Drake, J. (1997). Third Wave Agenda: Being Feminist and Doing Feminism. Minneapolis: University of Minnesota Press.

Redfern, C. ve Aune, K. (2012). Baş Harfi F (A. Bora ve S. Coşar, Çev.). Ankara: Ayizi Yayınları.

Taft, K. J. (2004). “Girl Power Politics: Pop-Culture Barriers and Organizational Resistance”. A. Harris (Der.), All About the Girl: Culture, Power and Identity içinde (s. 69-79). New York ve Londra: Routledge.

Walker, R. (1992). Becoming the Third Wave. Ms. Magazine.

 Wright, L. (2016). Do-it-yourself girl power: An examination of the Riot Grrrl subculture. James Madison Undergraduate Research Journal, 3(1), 52-56.  www.jmurj.edu/vol3/iss1/6/

 

[1] Üçüncü dalga terimi, ilk kez Rebecca Walker tarafından 1992 tarihli “Üçüncü Dalga Olmak” başlıklı makalede kullanılmıştır. Walker, metin boyunca yeni feminist kuşağın önceki nesilden hangi bağlamda ayrıştığını anlatır ve açıkça ilan eder “Ben bir post-feminist değilim, ben üçüncü dalgayım”. Böylelikle Walker üçüncü dalganın önceki feminist nesillerden farkını ortaya koymakla birlikte bu yeni feminist bakışın feminizme karşı olmadığını, aksine ve kesinlikle feminizmin devamı niteliğinde olduğunu vurgular.

 

 

Yayınlanma Tarihi: 31.12.2021

Leave a Reply